Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Ekim 2010

Ekimde Almanya Başkadır.


8 ekim cumartesi günü Almanya ile çok önemli bir maç oynayacağız. İki takım daha önce 18 kez karşılaşmış. Sadece 3 galibiyet ve 3 beraberliğimiz var. 12 maçı kaybetmişiz. İşin ilginç yanı kazandığımız son maç da 8 ekimdeydi tam 5 yıl önce. Nuri'nin ilk kez milli olup, takımın en genç gol atan oyuncusu ünvanını aldığı maç. Yine 98'de Hakan'ın kafasıyla kazandığımız maç da 10 ekimdeydi. 2 de beraberliğimiz var ayrıca. Yani toplam 12 puanın 8'ini ekimde almışız. Yalnız kötü bir haber geldi kamptan. Son dönemde takımın en formda oyuncusu olan Arda 6 hafta oynayamayacakmış. Onun yokluğu mutlaka etkileyecektir takımı zaten Hiddink de değinmiş bu konuya fakat Schweinsteiger'nın yokluğu da bizim için büyük avantaj. İnşallah ekim şansımız devam eder de puanla dönebiliriz Berlin'den. Özellikle Belçika'yı da yendikten sonra 1 puan bile çok iyi başlangıç olacaktır. İyi geçirirsek bu haftayı Hiddink'in de bir sonraki maça kadar olan yaklaşık 6 aylık arayı daha rahat değerlendirme fırsatı olacaktır. Takımı daha iyi tanıyıp belki de köklü değişimlere gidebilecektir bu başlangıcın da yardımıyla.

11 Eylül 2010

Üçte Sıfır


Kyriakos Papadopoulos, Tim Hoogland, Christop Metzelder, Erik Jendrisek, Lars Unnerstall, Atsito Uchida, Raul, Jose Manuel Jurado, Klas- Jan Huntelaar, Ciprian Deac, Hans Sarpei, Sergio Escudero, Nicolas Plestan. Tam olarak 13 isim. Schalke'nin 2010-2011 yaz transfer döneminde yaptığı transferler bahsi geçen isimler. Hareketli bir transfer döneminin ardından dikkat çekici isimlerin transferine rağmen Schalke'de işler istenildiği gibi başlamadı.

1. Hafta : Hamburg :2 Schalke :1
2. Hafta : Schalke: 1 Hannover  :2
3. Hafta : Hoffenheim : 2 Schalke :0


3. haftanın sonunda sonuçlar bu şekilde. Schalke -2 averajla ligde 15. sırada bulunuyor. 3 maçta alınan 0 puan. Yapılan onca transfer şimdilik işe yaramamış gibi gözüküyor. En çokta Raul'e üzülürüm şu durumda o muhteşem kariyere nasıl bir sezon eklenecek acaba.

07 Temmuz 2010

DK Yarı Final | Almanya : 0 İspanya : 1


Paul söylemişti demek istemezdim ama ahtapot yine bildi. İspanya finalde Hollanda'nın rakibi oldu. İspanya o kadar güzel ve kendinden emin top çevirdiki bu gece sahada, seyretmelere doyamadım. Bu oyunun bir hilesi olacak olsa bu hile muhtemelen Xavi, İniesta, Pedro ve David Villa'nın bir arada oynaması olurdu. Almanya; İngiltere ve Arjantin maçlarına nazaran istediği oyunu ortaya koyamadı. Genel olarak orta saha mücadelesi olarak geçse de oyun, zaman zaman İspanya'nın mükemmel paslarla ceza sahasına girişleri, Almanya'nın kontra atakları ara ara da olsa oyunu hareketlendiren detaylardı. 4 er 4 er esip giden Alman fırtınası İspanya karşısında kayboldu gitti.




Tutunamayanların gecesiydi aslında bu gece. Bir tarafta Fenerbahçe'yi şampiyon yapamadı diye gönderilen Joachim Löw diğer tarafta Beşiktaş'ta 1 sezon bile kalmayı başaramayan Vicente Del Bosque. Dünya'nın uluslararası düzeyde en büyük turnuvasının yarı finalinde karşı karşıya geldiler Türkiye'de tutunamayan iki teknik adam. Gülen taraf Vicente Del Bosque önderliğindeki İspanya oldu. Joachim Löw'ün mavi kazağıda kurtarmaya yetmedi bu sefer Almanya'yı. İspanya Pedro'nun dangalaklığı olmasa 10 dakika daha erken kutlamaya başlayacaktı finale çıkışını fakat gençliğinin rüzgarına kapılan Pedro bu sevincin maç sonuna bırakılmasına sebep oldu. Yakaladığı pozisyonda gereksiz çalımlarla uğraşacağına topu Torres'e verse Torres'e sadece topu kaleye bırakmak kalacaktı. İspanya tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nda finale yükseldi. Puyol'un o muhteşem kariyerinde eksik olan Dünya Kupası şampiyonluğunu eklemek için sadece bir adım kaldı. Nefeslerimizi tuttuk, 2010 Dünya Kupası'nın sahibinin kim olacağını görmek için artık 11 Temmuz 2010 Pazar akşamını bekliyoruz.



27 Haziran 2010

Güneşi Batmak Üzere Olan İmparatorluk


1966'dan beri süregelen bir başarısızlık. Bahislerde daha ilk maçtan sonra yükselen oranları. Premier Lig gibi bir oluşuma sahip F.A.'in çözemediği büyük bir sorun: İngiltere Milli Takımı.
Bu turnuvadan önce başa gelen şampiyon ünvanlı Capello, sadece kendi ismiyle İngiltere'yi kupanın en büyük favorileri arasında gösterdi. Ama İngiltere'nin turnuvadaki performansına bakarsak bu konuda çok da umutlu olamayız.

Şimdi önlerinde Almanya ile oynayacakları, sonunda çeyrek final olan bir maç var. Almanlar ise genç jenerasyonu ile ilk maçta favori ilan edildiler.


İngiltere Milli Takımı'nın kaderi bu maça bağlı bir bakımda. Bu maçla elenmek, onları artık turnuvaların grup ikinciliği için mücadele eden takımları statüsüne çekecek. İkinci sınıf bir milli takım olarak görülecekler. Çünkü Capello da çare bulamadıysa, sorun çok derinlerdedir. Bu sorunun aşılması ise uzun vadeli bir olay gibi gözüküyor. Mesela bir iki tane kaleci yetiştirmekle başlamalılar. Bu işin şakası tabi. Premier Lig kulüplere çok şey getiriyor, ama milli takıma bakılınca İngiltere futbolundan çok şey götürüyor.

Hep beraber 17.00'deki maçı bekleyelim sonucu görelim. Sonra tam bir değerlendirme yapabiliriz. Ama her turnuvayı en çok hak eden takım olarak görülmesini sağlayan taraftarına da üzülmüyor değilim.

02 Mart 2010

Kapa Gözlerini Sana Bir Sürprizim Var




Tekmeyi atan Koblenz kalecisi Dieter Pauken, tekmeyi yiyen Augsburgs forveti Michael Thurk Almanya ikinci ligi mücadelesinden. Hoş Şampiyonlar Ligi mücadelesi olsa da farketmez ya Alman kaleciler için...