Atletico Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atletico Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ağustos 2011
Hani Gemiyi En Son Kaptan Terkederdi?
Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın rakibi Manisaspor sağ açıkta gencecik bir çocuk. Ceza sahasının sağından süzülüp önce Galatasaray savunmasını sonra Galatasaray kalecisini mağlup edip golünü atıyor. Kendisine doğru koşan arkadaşlarına elini kaldırıp durun işareti yapıyor ve kafasını önüne eğip orta yuvarlağa doğru yürüyor. Tribünde herkes birbirine " Bak bizim çocuk attı, bizim altyapıdan yetişmiş." diyor. Ve bu noktadan itibaren hayatımıza giriyor Arda. Sezon sonunda Galatasaray'a geri dönen Arda A takımla birlikte geçirdiği sezon öncesi kamp döneminin ardından 9 Ağustos 2006 akşamı Avrupa Kupası ön eleme maçında Mlada Bloslav'a karşı sahaya çıkıyordu. O gece gösterdiği muhteşem performans bambaşka bir hayatın kapılarını açıyordu Arda'ya. Başarılı geçen bir sezonun ardından yeni bir yıldız doğuyordu Türk futboluna. Sonrası malum hızlı gelen şöhret ve para, sakatlıklar inişli çıkışlı bir performans futbol hayatından çok gündeme gelen aşk hayatı. Daha 20 li yaşlarının başında olan biri için taşıması zor yükler. Birde bunların üzerine güzide Türk basınının yüklenmesi eklenince Türkiye'de top oynamak iyice çekilmez bir hal aldı onun için. Gideceğini daha ilk günden beri biliyorduk, hazırlıyorduk buna kendimizi. Bir 9 Ağustos gecesi başlayan Galatasaray serüveni tam 5 sene sonra yine bir 9 Ağustos akşamı sona eriyordu Arda Turan için.
Bugüne kadar Galatasaray birçok oyuncu gönderdi Avrupa'ya. 2000 senesinde gelen Avrupa zaferinden sonra bir takım yolladı neredeyse. Ama hiçbiri Arda gibi içimizi burup gitmedi. Çok değil daha bir ay önce yaptığı açıklamada " Galatasaray'a borcum var. Bunu ödemeden gitmemeliyim. Daha çok çalışıp, giderken de daha güçlü olmalıyım. Artık yalnızca futbola konsantre olacağım. Galatasaray forması ile yapacak çok işim var" demişti. Bu sene de kalacak Arda geçen sene ona en kötü gününde sahip çıkan o arma sevdalılarına borcunu ödeyip gidecek diye sevinmiştik. O ise o açıklamanın ardından sadece bir ay sonra hem onu sevenleri hem de o her yerde dillendirdiği çok sevdiği takımının sol kanadını öylece bomboş bırakarak gitti. Liglerin başlamasına 20 gün kala Galatasaray sol kanadında kimin oynayacağı kocaman bir soru işareti. Halbuki ilk görüşmeler başladığında kesin olarak gideceğini belirtse ona göre transfer yapılır bu açık çok daha rahat kapatılırdı. Zaten gideceğini bilen arma sevdalıları da onu güzel bir şekilde uğurlar, yeni macerasında attığı her çalımda heyecanlanır yaptığı her güzellikte kendi yapmış gibi sevinirdi. Ama ne yazık ki efsane olmak o kadar kolay değil. Arda'nın önüne böyle bir şans çıktı fakat o bunu gerektiği gibi kullanamadı. Her seferinde dile getirdiği Galatasaraylılığının gereğini yapmadı. Galatasaraylı Arda olmak varken, bir zamanlar Galatasaray'da oynayan Arda olmayı tercih etti.
Tercih ettiği takım teklifi geri çevrilemeyecek bir takım olsa şu şartlarda dahi bir şekilde hakverebilirdik belki ona. Ama orta seviyeli bir İspanyol takımı uğruna o dilinde çok sevdiği takımını böyle yüzüstü bırakmasını hazmetmek zor. Gider çok başarılı olur, belkide tam tersi olur bunu zaman gösterecek, yine de tek dileğim her şey gönlünce olsun. Fakat şu an emin olduğum tek şey artık Galatasarayla olan arasındaki bağ bundan bir gün önceki gibi asla olamayacak ne onun için ne bizim için...
31 Ağustos 2010
Arda Turan
Dün akşam geç saatlerde oyuncumuz Arda Turan’ı bonservisiyle birlikte satın almak için Atletico Madrid kulübünden yazılı bir teklif almış bulunuyoruz.
Sezon planlamamızın içersinde kaptanımız Arda Turan ile hem teknik, hem idari,hem de manevi anlamda yollarımızı ayırmak gibi bir düşüncemiz olmadığı için transferin son gününde yapılan ve aşağıda sunulan teklifi kabul etmediğimizi spor kamuoyu ile paylaşırız.
Galatasaray Spor Kulübü yönetimi ile aynı çizgide ve aynı düşüncede olan kaptanımız Arda Turan; Galatasaraylılığını ve Galatasaraylı duruşunu bir kez daha kanıtlayarak maddi manevi kulübünün ve renklerinin hizmetinde olduğunu belgelemiş ve bu kararımızın yanında yer almıştır.
Galatasaray Spor Kulübü
Gün içerisinde Arda'nın Liverpool ile temasta olduğu söylentileri çıkmıştı. Derken bu akşam resmi siteden bu açıklama geldi. Durum Arda için kesinlikle gurur verici. Yalnız bu teklifte bahsi geçen rakamlar Arda'yı olumsuz yönde etkiler mi kafamı kurcalıyor. Yoksa daha fazlasını elde edebilmek için hırs mı yapar bilemedim. En azından Arda'nın bu sezon Galatasaray'dan ayrılmayacağı netleşmiş oldu.
13 Mayıs 2010
UEFA Avrupa Ligi Final | Atletico Madrid : 2 Fulham : 1

Futbolda bazen şansa da ihtiyaç vardır. Mütevazi kadrosuyla finale gelen Fulham 3 dakika daha dayanamadı ve 131 senelik tarihlerinde ilk defa kupa kazanma fırsatını teptiler. Bu seneki Avrupa macerasında 14 maçta 9 beraberlik 4 mağlubiyet ve sadece 2 galibiyet alarak finale çıkan Atletico Madrid ise Avrupa'nın ikinci büyük kupasının sahibi oldu.
Oynanan tatsız tutsuz futboldan, Atletico Madrid'in buralara geliş hikayesini hatırladıktan sonra Gianluca Rocchi'nin kulaklarını bolca çınlattık bu gece. Kendisinin bu maçın 4. hakemi olması ise garip bir tesadüf olsa gerek. Sonuç itibariyle eski adıyla UEFA Kupası yeni adıyla UEFA Avrupa Ligi Kupası'nın ilk sahibi Atletico Madrid oldu. Seneye Dublin'de görüşmek üzere.
19 Şubat 2010
Atletico Madrid : 1 Galatasaray : 1 | La La La Lay Lay Lay

Pazar gecesi Atletico Madrid'in Barcelona'ya karşı oynadığı futbolu seyrettikten sonra açıkçası endişelenmiştim. Galatasaray defansının olur olmadık pozisyonlar vermesi, Atletico Madrid'in çok iyi kontra atağa kalkması kağıt üzerinde işlerin perşembe gecesi çokta iyi gitmeyeceğini işaret ediyordu. Fakat futbolun güzelliği tam da bu noktada başlıyordu. Her zaman her şey kağıt üzerinde gözüktüğü gibi gitmiyordu bu oyunda. Atletico Madrid'in Barcelona'ya ilk yenilgisini tattırmasının hafta içi Madrid basını tarafından fazlasıyla şişirilmesi, Madrid ekibinin konsantrasyonunu olumsuz yönde etkilemiş. Bunun üzerine Galatasaray'ın Avrupa maçlarında sergilediği farklı motivasyon geleneği de eklenince dün gece Vicente Calderon'dan çoğu kişinin ummadığı bir sonuç çıktı.
Maç her iki takıma da gidip gelse de Galatasaray ilk maç için gayet avantajlı bir skor elde etti. Reyes'in ilk yarıda attığı muhteşem frikik her şeyin beklendiği gibi devam edeceği düşüncelerine sebep olsada, Galatasaray demoralize olmadan, oyun disiplininden kopmadan oynayarak bu turu geçmeye ne kadar istekli olduğunu gösterdi. Son haftaların yükselişteki ismi Caner'in hatasının ardından gelen gol, Caner'in oyuna erken veda etmesine sebep oldu. Gayet yerinde bir müdahale yapan Rijkaard'a rağmen Dos Santos'un formsuzluğu oyuna pozitif yönden fazla bir etki etmedi. Rijkaard maç sonu yaptığı açıklama ile de Caner'in gönlünü almayı bildi. Bu kadar sakatlıkla uğraşılırken bu açıklama önemliydi. Caner'e daha çok ihtiyaç duyulacak gibi gözüküyor. Leo Franco'nun uzun zamandır beklenen şekilde bir performans sergilemesi, Neill'in 40 yıllık Galatasaraylı gibi oynaması, Servet'in Agüero'nun gölgesi olması, Keita'nın yer uçağı moduna geri dönmesi gecenin aklımızda yer eden güzellikleriydi. Ayrıca Madrid'in havasından mıdır suyundan mıdır bilmiyorum bu adamların yetenekli kaleci keşfetme , yetiştirme konusunda ustalıkları var. 19 yaşındaki David de Gea harikalar yarattı. Dualarımızın kabul olup sakatlanarak yerini Sergio Asenjo'ya bırakmasıyla oyunun rengi de değişti. İstanbul'daki maçta David de Gea'nın oynayıp oynamayacağı önemli bir etken, dualara ara vermeden aynen devam.

Her ne kadar alınan beraberlik avantaj olarak gözükse de asıl iş şimdi başlıyor. Atletico Madrid'in başına gelenlerin aynılarını Galatasaray'ın yaşama durumu var ki bu olumsuz bir durum. Hafta sonu oynanacak Beşiktaş derbisinde alınacak bir galibiyet sonucu, hafta içi Türk basınının aynı şekilde Galatasaray'ı şişirmesi durumunda rövanş maçı istenmeyen şekilde sonuçlanabilir. Galatasaray'ın önünde çok kritik iki maç var. Bu kısa zamanda aynı oranda motivasyon sağlamak, üst düzey performans göstermek kolay bir iş değil. Rövanş maçında Rijkaard'a büyük iş düşüyor. Kontra atak futbolunda başarılı olan Atletico Madrid'e karşı çok akıllı bir taktikle çıkarması lazım takımı. Kendi evinde diye saldırarak oynaması beklenmedik sonuçlara yol açabilir. İspanya tecrübesi sayesinde Atletico Madrid'i çok daha yakından tanıması da bir artı onun açısından. İlk maçta umutsuzdum avantajlı bir skor aldı Galatasaray, totemi bozmak olmaz. Sıradaki iki maç olan Beşiktaş ve Atletico Madrid maçlarından umutsuzum ben. Şimdi mikrofonlarımız İnönü'de, yürü be Galatasaray!
18 Aralık 2009
Rakiplerimiz | Atletico Madrid

Madrid'de bulunan iki takımdan biri halkın takımı Atletico Madrid. Atletico Bilboa'nın bir kolu olarak kurulan kulüp 1921'e kadar onlara bağlıydı. 106 yıllık geçmişe sahip olan kulüp maçlarını 54,851 kişilik Vicento Calderon'da oynamaktadır. Bir tribünün altından yol geçen bu garip mimarili meşhur stada Galatasaray'ın da ayak basması varmış kaderde. Geçen sezon 11 yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi'ne katılan İspanyol ekip bu sezonda grubunu üçüncü tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi'nde Galatasaray'ın rakibi oldu.

Kadrosunda Forlan, Agüero, Simao ve Maxi Rodriguez gibi tanınmış isimler bulunuyor. Ayrıca Leo Franco eski takımına karşı mücadele edeceğinden, onun açısından da değişik bir maç olacak muhtemelen. Teknik direktör Quique Sánchez Flores önderliğindeki kulüp 12 senedir La Liga şampiyonluğuna hasret. Şu anda da ligde pek iyi durumda olmayan Atletico Madrid 14. sırada yer alıyor.
11 Eylül 2009
Diego Forlan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




