Barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2011

13 Mayıs 2011

Şampiyonu Selamlayın





Futbol aşkıyla dolu bu insanlara yaşattığınız tüm keyifli dakikalar için teşekkürler..

23 Mart 2011

Shaktarlıların CL Kurası Sonucunda Tepkisi



Srna, Chygrynskiy, Chyzov ve Pyatov... Kura sonrası tepki muazzam. Görüntü şimdiden Barcelona'nın turu geçtiğini gösterir türden ama Lucescu bu ne yapacağı belli olmaz.

27 Ocak 2011

El Clásico @ İstiklal

İstiklal caddesindeki şu rekabeti bilirsiniz. Fotoğrafını çekemedim ama adını hatırlayamadığım yeni bir cafe'nin açılışı için hazırlıklar var soldakinde. Madrid burada da başa çıkamamış anlaşılan Barcelona'yla. Barca zaferlerine bir yenisini eklemiş :)

10 Aralık 2010

111







111 senelik Barcelona ilk kez formasına ticari amaçlı forma reklamı alıyor. Böylece maalesef son kalede yıkılmış oluyor endüstriyel futbola karşı. Teklif edilen rakam yıllık 30 milyon euro. Ligin 2. yarısınıda kapsayan 5.5 senelik anlaşmadan elde edilecek rakam 165 milyon euro. Rakam fazlasıyla büyük ve ciddi bir rakam. Teklifi yapan Katar Emiri Şeyh Hamid Bin Halife El Tani tarafından 1995'te eğitim ve bilimsel araştırma projeleri için kurulan Katar Vakfı ( Qatar Foundation). Bu Araplar ne yapıp edip yine ortalığı karıştırdılar.Yine de 111 sene bile direnebilmek bu sisteme takdir edilmesi gereken bir durum.


30 Kasım 2010

Barcelona : 5 Real Madrid : 0 | Pardon Siz Gerçek Misiniz?



Bir tarafta Messi ve saz arkadaşları, diğer tarafta onları seyretmeye gelen Madridliler.. Sanırım dün gecenin özeti tam olarak buydu. Nedense çok büyük umutlarla izlemeye oturduğum El Classico'larda hep hayal kırıklığına uğratan, futbol adına zevksiz, az pozisyonlu maçlar seyretmek zorunda kalmıştım. Bu sefer nedense hiç bir beklentim olmadan geçtim ekran karşısına. Ama Barcelona başlama düdüğüyle beraber öyle bir top oynamaya başladı ki seyretmelere doyamadık. Keşke imkan olsaydı da bir yarım saat daha fazladan oynasalardı. Uzun süre böyle bir maç daha izlemeyiz gibi geliyor bana, ne yapıp edip arşive katmalı bu maçı. Sonuçta defalarca seyredilip keyif alınabilecek güzellikte bir maçtı.



Aslında dün geceyle ilgili teknik taktik açıdan fazla söylenecek bir şey yok. Barcelona'nın oynadığı oyunu bu dünya üzerinde oynayacak bir 20-25 kişi daha olduğuna inanmıyorum. Topu kontrol et, pas ver, boşa kaç.. Bu kadar hızlı bir şekilde aksamadan ve duraksamadan bu işi nasıl yapıyorlar anlamak mümkün değil. Real Madrid'in bu hezimetteki en büyük handikapı ise Barcelona'nın maçı kazanmaya daha çok inanmış olması ve bunu istemesiydi. Zaten sahada yer alan 11 Madridli oyuncunun yedek kulubüsinde oturanlardan farkı yoktu. Onlarda aynı kulübedekiler gibi sahada olanı biteni seyrettiler.


Yalnız son dakikalarda Ramos'un oyundan atıldığı pozisyona değinmeden geçemeyeceğim. O nasıl bir vicdansızlıktır ki 3 kişi ölümüne Messi'yi biçmeye niyetleniyor. Büyük ihtimalle Real Madridliler dünyanın büyük çoğunluğunun ahını aldılar o pozisyonda daha da iflah olmazlar gibi geliyor bana.



Sonuç olarak ilk dakikasından son dakikasına kadar her şeyiyle adına yakışır bir maç oldu. Barcelona Nou Camp'ta elde ettiği 5-0'lık galibiyet ve oynadığı oyun ile bu sene yapacakları çok işler olduğunun sinyallerini iyiden iyiye verdi.

10 Eylül 2010

20 Milyon



Barcelona Müzesi 20 milyonuncu ziyaretçisini ağırlamış. Büyük bir rakam, hele müze ziyareti için çok büyük rakam. Müze ziyaretini geçtim ülkemizde bu kadar taraftara sahip kulüp sayısı kaç zaten. Bizim müzelerimiz bu rakamları tutuyor mu, tutuyorsa açıklıyor mu? Ya da ortada açıklanacak bir rakam var mı?

08 Haziran 2010

Irkçılık Karşıtı Maddeler


David Villa'nın transferinin iç yüzünde transferin uyandırdığı yankı kadar yankı uyandıracak maddeler varmış, haberimiz yok. David Villa'nın kontratında ırkçılık karşıtı maddeler bulunuyormuş. İlk kez bir Avrupa kulübü transfer sözleşmesinde bu tarz maddelere yer vermiş, bu kulübünde Barcelona olması beni pek şaşırtmadı açıkçası. Ayrıca Barcelona bundan sonra yapacağı bütün transferlerde sözleşmelerde bu tarz maddelere yer vermeye karar vermiş. David Villa'nın sözleşmesinde yer alan maddelere göre; Villa hiçbir şekilde ırkıçılık anlamı taşıyacak mesajlar ve semboller taşımayacak ve bu tarz olaylarda yer almayacak. Bu durumda bize de We are all Eto'o demekten başka bir şey kalmıyor sanırım. Sonuçta ırkçılık futbol sahalarında olmaması gereken bir durum ve bu durumun oluşmaması için çaba göstermek, buna dikkat çekmek gayet şık bir hamle.

28 Nisan 2010

Adam Lazım Mı?


Barcelona taraftarına çağrı yapmış bu gece İnter'le oynacakları maçta Nou Camp'ı tıka basa doldurmaları için. Futbolculara t-shirtler giydirilmiş taraftarın gözüne sokulmuş mesaj. Barcelona'nın Nou Camp'ı doldurmak için hem de böyle bir maçta bu tarz bir çağrı yapmasına ihtiyaç var mıydı bilemiyorum ama adama ihtiyaçları varsa eğer haber versinler kaç uçak ayarlama imkanları olursa o kadar gönüllü insan ile gelir, elimizden gelenin en iyisini yaparız. Bundan şüpheleri olmasın...

21 Nisan 2010

Eyjafjallajökull Şu Yaptığına Bak!


Eyjafjallajökull (Eyyafyallayöküll) yanardağı tam 190 yıl sonra patladı. Patlama sonucu oluşan küller hava yolları şirketlerini, turizmi zarara uğrattı, hava ulaşımının aksaması sonucu binlerce insanı perişan etti hepsini sineye çektik. Ama bu binlerce insanın içinde birileri vardı ki alışık değillerdi bu eziyete.



Önce Barcelona'nın başına patladı kabak hava ulaşımı kapalı olduğundan Milano'ya İnter'le yapacağı Şampiyonlar Ligi yarı final maçına otobüs ile yolculuk yapmak zorunda kaldılar.



Tam 2 günlük yolculuk sonrasında 1000 km yol katederek İtalya'ya ulaştı Barcelona. Ardından Liverpool çıktı sahneye.



Perşembe gecesi Atletico Madrid ile oynayacakları UEFA Avrupa Ligi yarı final maçı için İspanya'ya tren ile gitmek zorunda kaldılar. Tam 4000 küsür kilometrelik yol yapacaklar.

Ey Eyjafjallajökull; otobüsle,trenle deplasmanı taraftar yapardı, dünyayı tersine döndürdün şu milyon dolarlık adamları düşürdüğün duruma bak!

18 Nisan 2010

Mükemmeli Reddetmek

Aslında başlık herşeyi anlatıyor.Ama bir iki cümleyle ifade etmek gerekirse;
Barcelona şehrinde yaşayıp, tarihin gördüğü en mükemmel takımın taraftarı olmak yerine Espanyol'u tutmak, mükemmeli reddetmek yani, gerçekten takdir gerektiren bir olay.
Herşeye inat bir sevgi..

11 Nisan 2010

Real Madrid : 0 Barcelona : 2 | El Clasico



Maçın başlamasıyla birlikte içimi kaplayan duygu ne yazık ki doğru çıktı. Çok beklentiye girdiğimiz derbi beklediğimizden daha düşük tempoda geçti. İspanya'da özellikle de Barcelona maçlarında alışık olmadığımız şekilde oyunun sık sık durması ve topun oyun alanı dışına çıkması da büyük etki etti bu duruma. Maçın başlarında Real Madrid her ne kadar topa daha fazla sahip olan ekip olarak ilk golü bulmaya daha yakın gözükse de bu maçta da ortaya çıkan Messi faktörü ibreyi tam ters tarafa döndürdü. Bir ara Real Madrid lehine % 70'lere çıkan topa sahip olma oranı Barcelona'nın golü bulmasınında etkisiyle ilk yarının sonunda Real Madrid %40 Barcelona %60 şeklinde bir hal aldı. Real Madrid yediği ilk golden sonra 1-2 önemli pozisyona girse de ne yazık ki istediği gibi değerlendiremedi bu pozisyonları.




Gözüme çarpan diğer bir durum ise maçın hakeminin bu maç için biraz hafif kalıyor gibi gözükmesiydi. Maçın başlarında çıkaramadığı birkaç kart maçın yüksek tansiyonuyla beraber sıkıntı yarattı. Zaten bu durum 90 dakika boyunca da devam etti. Çizgi şeklinde oynamakta ısrarcı olan Madrid defansı Barcelona'nın hızlı ve yetenekli adamları karşısında maalesef çaresiz kaldı. Ayrıca ilk golde Xavi'nin attığı pas ders olarak okutulmalı bir yerlerde, futbolcu olmak isteyen adama öğretilmeli o pasın sırrı. Real Madrid'in umudu Cristiano Ronaldo'nun yüksek top kaybıyla oynamasının üzerine, Barcelona'nın silahları Xavi ve Messi'nin muhteşem oyunları Katalan ekibinin Barnebau'dan mutlu bir şekilde ayrılmasının temel sebeplerini oluşturdu. Barcelona şampiyonluk yolunda ki en büyük rakibini kendi evinde mağlup ederek son 7 haftaya 3 puan önde girerek avantaj elde etmiş oldu böylece. Ayrıca maç sonu yaşanan sevinç görülmeye değerdi. Hafta içi Şampiyonlar Ligi'nde maç yapıp yarı finale çıkacaksın, hafta sonu deplasmanda en büyük rakibini yenip ligde avantaj elde edeceksin. Sevinecekler tabi sonuna kadar hakediyorlar.




Not : Maçı NTV'den izleyenler için gelsin Rıdvan Dilmen için tek kelime etmedim, etmeyeceğim.

09 Nisan 2010

24 Saat Sonra



24 saat sonra bu saatlerde nefesler tutulacak, sadece onlar konuşacak. Adına yakışır, bol gollü ve tabiki gönlümüzün yanında olduğu takımın kazandığı bir derbi olması dileğiyle...

Renkler Ve Islıklar


Dimitro Chygrynskiy; Kral Kupası'nda Sevilla'ya karşı yaptığı kritik hatalar ve yaptırdığı penaltı ile Katalanlar'ın tepkisini toplamıştı. Takıma yeni katılan Ukraynalı defans oyuncusu mücadele boyunca sık sık tribünler tarafından ıslıklanarak protesto edildi. Bu maçın arkasına Guardiola çıktı, “O ne kadar çok ıslıklanırsa onu oynatma isteğim o kadar artacak” dedi. Doğru olanı yaptı Guardiola futbolcusuna sahip çıktı, fakat bulunduğu yer İspanya olduğu için doğru olanı yaptı.

Öncelikle belirteyim Leo Franco'nun Galatasaray kalesini korumasını zerre mantıklı bulmuyorum. Bu ayarda bir kaleci duracaksa, hiç bir ekstra katkısı olmadan vasat oyunlar çıkaracak, üstüne üstlük hatalı goller yiyecekse koyarsın kaleye genç bir ismi en azından çocuk tecrübe kazanıyor, olacak o kadar der sineye çekersin. Ama 3 sene sonra ama 5 sene sonra gerçekten kaleci diyebileceğin bir kalecin olur, önündeki 8-10 seneni kurtaracak, 1 numaraya kimi koyacağım diye düşündürtmeyecek. Fenerbahçe derbisinde yediği hatalı gol sonrasında Leo Franco tribünlerden büyük tepki gördü. Galatasaray taraftarı Petre'den beri ilk defa bir futbolcusunu ıslıklıyordu. Frank Rijkaard bir sonraki mücadelede kaleyi Aykut Erçetin'e devretti. Derbi sonrası Franco'nun ailesini görmeyi planladığını bu izne çok önceden karar verildiği masalıyla birlikte. Olmaz ya Galatasaray, Trabzonspor ve Fenerbahçe maçlarında puan kaybetmese, Leo Franco'da harika maçlar çıkartsa şampiyonluğa giden takım da nasıl böyle bir plan yapılabilirdi. Ya da kimsenin buna inancı yok muydu yoksa daha o günlerden?



Rijkaard doğru olanı yaptı. Franco'yu kızağa çekti yerine Aykut'u geçirdi kaleye. Yine de korudu futbolcusunu açık açık Guardiola gibi olmasa da gizli kapaklı savundu onu. Atmadı bir kalemde silmek için bekleyenlerin önüne. Açık açık destek olamazdı çünkü o da farkında burası Türkiye. Burada Guardiola'nın yaptığı tarzda bir açıklama yapmaya kalkarsan ıslıklanan isimden önce toplarsın bavulunu. Rijkaard şu ana kadar bence harika bir dengede götürüyor nabza şerbet verme işini. Yavaş yavaş Türkiye'de bu işlerin biraz daha duygusal olduğunu çözüyor ve bu duruma göre düşüncelerinden fazla taviz vermeden bir denge kurmaya çabalıyor. Bu noktada taraftara büyük iş düşüyor her fırsatta onun yapmak istediklerine inandıklarını, başarının hemen gelmeyeceğinin farkında olduklarını hissettirmeleri lazım. Eğer arkasında bu desteği hissederse çok daha rahatlayacaktır Rijkaard.

08 Nisan 2010

Messi'ye Mektup



Sevgili Lionel Andres Messi,

Sen nasıl bir insan evladısın? Sevgilim bile artık seni kıskanır oldu. Bütün gün seni izliyorum, seni düşünüyorum, senden konuşuyorum. Bir sonraki görüşmemize kadar heyecandan yerimde duramıyorum. (Allahım n'oluyor? Sen aklıma mukayyet ol :s) Şanslıyım ki beni bekleyen bir El Clasico ve Dünya Kupası var. Ve artık çıtayı o kadar yükselttin ki; bir gün vazgeçersen eğer, hepimiz hayata küseriz, bunu bil. Sen şu anki zaman diliminde yaşıyor olduğum için kendimi şanslı hissetmemi sağlayan sebeplerdensin. Hatta birçoğumuz için öylesin ve ben dünyadaki tüm futbolseverler adına sana yalvarıyorum: Bizi asla bırakma.

04 Nisan 2010

Şimdi Ne Olacak?


Hafta içi Arsenal'e karşı oynanacak şampiyonlar ligi çeyrek final rövanşı ve hafta sonu oynanacak büyük derbi öncesi kötü bir sürpriz oldu İbrahimoviç'in sakatlığı. Resmi siteden yapılan açıklamada sağ baldırında yırtık olduğu ve Arsenal maçında oynayamayacağı belirtilmiş. Yırtık denildiğine göre hafta sonu oynanacak Real Madrid maçına da yetişmesi zor gibi gözüküyor.

Böylece Arsenal maçı öncesi cezalı Puyol ve Pique'den sonra Londra'da Barcelona'nın 2 golünü de atan İbrahimoviç'in yokluğu kesinleşti. Bir de durumu belirsiz olan Yaya Toure var. Onun da oynayamaması durumunda as takımdan 4 eksik gözüküyor şimdilik. Bu durum sisteminin mi yoksa isimlerin mi Barcelona'yı buralara getirdiğini görmemiz için iyi bir fırsat gibi duruyor. Şimdi ne olacak diyerekten salı gecesini beklemekten başka çare yok.

İlave olarak Henry'nin çilesi bitmemiş gibi gözüküyor bu durumda. Forvet hattındaki bu eksiklik sebebiyle forma şansı bulma ihtimali yüksek gibi gözüküyor. Ne diyeyim Henry çekilecek çilen varmış demek.

Hangisi Daha İyi Yapıyor?





Zlatan İbrahimoviç- Daha Ne Kadar Abartabiliriz?

01 Nisan 2010

Fabregas'ın Zor Anı


Altyapısından yetiştiği takıma Şampiyonlar Ligi'nde penaltı golü atan Fabregas. Ne kadar zor dakikalar yaşadı kimbilir o vuruşu yapana kadar. Belki de attığı gol Barcelona'yı kupanın dışına itecek. Dikkat ettiyseniz golden sonra sevinmedi soğuk bir surat ifadesiyle gitti kalenin içinden topu aldı ve santraya doğru koşmaya başladı. Bir benzerini Arda Turan'ın kariyerinin başlangıç zamanlarında yaşamıştık, Manisa formasıyla Galatasaray'a attığı golden sonra kafasını önüne eğip aynı surat ifadesiyle yürümüştü o da santraya doğru. Profesyonellik böyle garip birşey işte seviyor ama söyleyemiyorsun, üstüne üstlük yapmamak istediklerini yapıyorsun sevdiğine karşı.