Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010

Ümit Milli Takım

''Bizim iki stratejimiz var. Birincisi, toplayabildiğimiz kadar puanlar toplayıp, finallere gitmek. İkincisi ise milli takıma genç ve yetenekli oyuncular kazandırmak. Oyuncuları sokaktan toplamıyorsunuz. Ümit Milli Takım gibi bir kaynağımız var. Burada 21-23 yaşlarında oyuncular var, ancak kendi takımlarında ilk 11'de oynamıyorlar. Bu da bizim için büyük bir dezavantaj. Diğer ülkelerde, bu yaştaki oyuncular takımlarında görev alıyorlar. Genç oyuncular arasından iyi oyuncu seçmekte zorlanmak isterdim, ancak dediğim gibi Ümit Milli Takım'dan ancak bir iki futbolcu kendi kulüplerinde ilk 11'de oynuyor.''

Hiddink'in "Takımda bir değişim düşünüyor musunuz?" sorusuna verdiği bu cevabın ardından merak edip ümit milli takımın kadrosunu inceledim.

Çağrılan son iki kadroda 33 farklı isim yer almış. Bunların 24'ü en üst seviyede forma giyiyor. En çok süre alanlar şöyle:

isim

takım

maç

ilk 11

dakika

özgür çek

ankaragücü

7

4

479

serkan kurtuluş

galatasaray

4

4

341

mahmut boz

gençlerbirliği

4

4

360

necip uysal

beşiktaş

6

4

356

tevfik köse

ibb

7

5

426

mahmut tekdemir

ibb

7

7

630

serdar kesimal

kayserispor

7

7

630

hasan ali kaldırım

kayserispor

7

7

630













Bunların arasından da performans, tecrübe, mevki bazlı değerlendirmeden sonra A takıma koysan sırıtmaz diyeceğimiz en fazla 3 adam çıkar gibi. Necip, Serdar, Hasan Ali. Tabi ki uzun vadede işler değişir. Bu adamlar çok daha fazla süre almaya başlayacaklar, birçoğu milli takımın iskeletini oluşturacak belki de ama Hiddink’in de dediği gibi bir sonraki maça kadar buradan pek de alacak birileri yok gibi. En azından ortada bir bolluk olmadığını söyleyebiliriz. Ümit milli takım biraz eski gücünü, önemini yitirmiş gibi geliyor bana. 5-10 sene önce olsa o zamanki takımı ezbere sayardım ben. Bir jenerasyon vardı. O takımların bir geçerliliği vardı. Her an oradan birini A takımda görebilirdik. Birlikte çok maç yapardılar, takımlarında çok önemli oyuncular olanlar da vardı içlerinde. Bilmiyorum belki de ben o zaman daha çok maçlarını izlediğim için bana öyle geliyor ama bir eksiklik var sanki bu ümit millilerde. Belki de o zaman A takımla aynı fikstürü paylaşmalarının da etkisi vardı bu başarıda. Daha fazla zaman geçiriyorlar, takımla kaynaşmaları, yükselme süreçleri daha kolay oluyordu. Neyse pek bilemiyorum ama hafiften bir değişime ihtiyacı olan A milli takımımız için de önemli bir konu bu. Üstüne kafa yorulması lazım.

Raşit Çetiner uzun bir aradan sonra takıma geri döndü bu yıl. Onun döneminde iyi işler yapılmıştı geçmişte. Ben Raşit hocanın bu takım için çok uygun bir isim olduğunu düşünüyorum. Gidilen bu yeni yapılanmada, neredeyse tüm kademelerinde büyük değişiklikler yapılan milli takımlarda bu aşamada istikrar çok önemli. Her açıdan istikrar. Raşit hoca gittikten sonra neredeyse her sene bir hoca değişmişti. Şimdi gerek teknik kadro, gerekse futbolcu kadrosu açısından bir istikrar yakalanmalı ve temel oturtma çalışmaları acilen başlamalıdır. Almanya’nın son yıllarda başardıkları gerçekten takdire değer bir plan ve uygulamanın ürünleri. O çalışmaların bence her takıma katkısı olacaktır iyi incelendiği takdirde. 2012’ye de katılabilirsek eğer düzenli olarak oynayan bir ümit milli takımdan en azından 4-5 adam falan görmek hiç fena olmaz Brezilya’da.

03 Mart 2010

Türkiye:2 - Honduras: 0



Maçı canlı olarak Dolmabahçe'de izleme fırsatı buldum. Özel maç, hafta içi ve rakip Honduras olmasına karşın kayda değer bir kalabalık vardı İnönü'de. Nedeni ise bilet fiyatlarının 5 ile 20 TL arasında olması. Fakat bu kalabalık içinde bir kaç grup vardı, maç öncesi ve maç esnasında dikkatimi çeken. Buraya Beşiktaş maçına gelir gibi gelmiş ( Kafa yapısı olarak ) ve tribün işinden gram anlamayan bir grup. Bu gruba ilişkin fikirlerimi yazının sonunda belirteceğim.

Volkan, Sabri, Emre Güngör, Servet, Caner, Hamit, Emre, Aurelio, Arda, Volkan Şen, Mevlüt 11'iyle sahaya çıktı milli takım. İlk bakışta Mevlüt haricinde bir soru işareti yok kadro olarak.
Emre Güngör ismine sürpriz bakanlar ise yine yanıldı. Ankaragücü'nden Galatasaray'a geldiği günden beri ben kendisi hakkında hep olumlu şeyler düşündüm. Gerçekten oynadığı mevki bazında Türkiye'nin en iyilerinden. Sakatlıklar onun kendi performansını yakalamasını çok etkiledi bu bir gerçek. Potansiyeli olan ve uzun yıllar Galatasaray'a ve milli takıma hizmet verecek bir oyuncu öncelikle. Bu maçta da gerçekten iyi bir oyun sergiledi. Tabi savunma dörtlüsü takım arkadaşı olunca işler biraz daha kolay oldu hepsi için.
Sahaya kaptan olarak çıkan Emre Belözoğlu ligdeki formunun gerisinde kalmadı bu maçta. İki yönlü bir oyuncu olduğu için savunmada kazanılan topları hücum hattına kazandırdı. Güzel bir oyundu kendisi için. Emre gibi Arda ve Hamit de isimlerinin hakkını verdiler bu maçta. Volkan Şen ise 4-3-3 oyun sisteminin sağında bana göre en yakışan oyunculardan birisiydi. Kendisi çok yetenekli ve süratli bir futbolcu. Biraz zaman tanınırsa milli takımın değişmez oyuncularından biri olabilir.
Milli takım genel olarak topa sahipti, güzel pas yaptılar, geriye dönmekte zorlanmadılar ve kazandılar. Honduras'ın Dünya Kupası'ndan önce bir kaç Avrupa takımıyla daha oynamaya ihtiyacı var gibi görünüyor. Hızlı bir takım olmasına karşın bugünkü performansları iyi değildi. Teknik olarak da Orta Amerika takımı olduğunu söylemek çok zor. Örneğin Meksika'nın yaptığı gibi adam eksiltip, araya toplar atan bir takım değiller.

Maçın son yarım saati gerçekten çok sıkıcıydı. Top iki tarafta geldi gitti sürekli, top kayıpları arttı. Bu sıkıcılıktan olsa gerek (?) tribünler de garipleşti.
Bir milli maçta sarı-kırmızı-siyah-beyaz-lacivert-yeşil ayrımı yapılmadan orada yan yana maç seyredilir ve takıma destek olunur diye biliriz hepimiz. Ama maçta kendini bilmeyen bir topluluk vardı. Fenerbahçe, Galatasaray forması giymiş insanlara küfredip üzerindeki formaları çıkarmalarını istediler. Hatta numaralı tribünde ailecek maç izleyen insanlara bile yapıldı bu ayıp.

Tabi Kırmızı-Beyaz tezahüratında araya siyah sıkıştırmayı ihmal etmediler. Son 30 dakikada ise artık tribünler tamamen Beşiktaş tezahüratlarıyla yankılandı. Oraya milli maç için gitmedikleri belliydi.

Maçın en güzel yanı ise yeni Ay-Yıldızlı formalarımızdı. Sonunda biz de klasikleşen formamıza geri döndük. Nike harika bir tasarım yapmış ve gerçekten özel bir forma olmuş bence. Dünya Kupası'nı izlerken Ay Yıldızlılar'ı göremeyecek olmamız çok üzücü...

09 Şubat 2010

Son Söylenti Mark Hughes



Trapattoni, Hiddink derken şimdi bir de Mark Hughes ismi çıktı ortaya. Türk Milli Takımı teknik direktörlüğü için dolaşan söylentilerin sonuncusu oldu Mark Hughes. Manchester City'de göreve Roberto Mancini'nin gelmesiyle iki aydır boşta kalan teknik adamla Türkiye Futbol Federasyonu'nun irtibat halinde olduğu söylentileri dolaşıyor. Yılmaz Vural ardı ardına büyükleri devirirken sırada devireceği tek büyüğün 70 cl civarında olabileceğini düşünürken, bu hafta ki milli takımın yeni patronu manşetlerini az çok hisseder gibiyim.

13 Ocak 2010

Vizyonsuzluk


Herşeyden önce belirteyim Yılmaz Vural renkli kişiliğiyle her zaman gönlümde ayrı yer etmiş bir insandır. Bir süredir gündemde olan ve dün gece Türkiye Kupası mücadelesinde İnönü Stadı'nda Yılmaz Vurallı Kasımpaşa'nın Beşiktaş'ı mağlup etmesinden sonra tekrar alevlenen olay hakkında bir iki bişey yazmadan edemeyeceğim.

Yılmaz Vural dün gece tüm Türkiye'ye seslendi ölene kadar Milli Takım'a talip olduğunu söyledi. Çevremden duyuyorum ciddi ciddi savunan insanlar var bu fikri. İyi güzel Yılmaz Vural uzun senelerdir bu işin içinde ama kariyerinde ne var. Düşme hattında gidip gelen takımların can simidi, bazen su üstünde tutanı bazen takımla birlikte suyun altına dalanı. Fikri savunanlar bunun üzerine bir fırsat verilse ne olur adama hiç şans tanınmadı diyorlar hemen arkasından. Yılmaz Vural Trabzonspor macerası da yaşadı hatta çıktığı maç ve aldığı galibiyet sayısı bakımından en başarılı dönemini yaşadı. Fakat tutunamadı. 23 senede 19 macera yaşayan seferi teknik adam çıktığı 309 karşılaşmada 122 galibiyet 65 beraberlik ve 123 mağlubiyet elde etmiş. Çıktığı maç sayısını kazandığı maç sayısına oranlarsak % 39 luk bir başarı demek oluyor buda.


Dediğim gibi azımsanmayacak bir çoğunluk Yılmaz Vural'ın milli takımın başına geçmesini istiyor. Biri bana bunu açıklasın nasıl bir mantıktır bu. Kariyer ortada rakamlar ortada. Tamam Yılmaz Vural sempatik adam tamam Yılmaz Vural ortalıkta dolaşan çoğu adamdan futbolu daha iyi biliyor olabilir ama bizim deneme yanılmayla vakit kaybedecek durumumuz mu var. Bir turnuva kaçırıyoruz diye Türkiye'nin bugüne kadar yetiştirdiği en iyi teknik adam olan Fatih Terim'in ipini çekenler Yılmaz Vural'ı ne yaparlar tahmin edebiliyor musunuz? Yılmaz Vural milli takımın ağırlığını kaldırabilecek bir isim değildir. Üç büyüklere karşı 2 galibiyet alanı milli takımın başına koymaya niyetlenmek vizyonsuzluktan başka birşey değildir. Vakit kaybedecek oyun oynayacak zaman değil ne dedi federasyon Fatih Terim'in yerine en az onun kadar kariyerli bir isim getireceğiz. Demek ki Yılmaz Vural daha kafadan kaybediyor bu durumda. Peki bu basının sevdası ileride elde edilecek bol malzeme kaynağı düşüncesi mi yoksa cidden Türk Milli Takımı'nın geleceğini umursamayacak kadar vizyonsuzlar mı onlarda?

09 Kasım 2009

Hami Trabzon'da


Trabzonspor'un unutulmaz ismi Hami Mandıralı 14 Kasım'da Avni Aker Stadı'na ilk kez teknik direktör ünvanıyla çıkacak. Ümit Milli Takım'ın başında bulunan Hami, Milli Takımımızın İsviçre ile oynayacağı mücadelede yıllar sonra Avni Aker'de yer alacak fakat tek bir farkla bu kez kenarda olacak. Trabzonlu futbolseverler herşeyden önce Milli Takımımızı daha sonra ise Hami'yi yalnız bırakmayacaklardır o gece.

15 Ekim 2009

Olur Mu?


Mehmet Demirkol'dan Twitter'da ilginç bir iddia geldi. "Kasımpaşa-Wolfsburg-Eskişehir... 3 galibiyet Denizli'yi Milli Takım'a götürür." Denizli Milli Takım'da başarılı olur mu? En azından senelerdir Türk futbolunu takip eden bir isim uzun bir tanıma alışma sürecine ihtiyacı olmaz gibi gözüküyor. Sonuçta ismi geçen Bülent Uygun, her boşalan koltuğa talip olmasıyla meşhur Yılmaz Vural gibi isimler düşünülünce, Fatih Terim'in yerine eğer yerli bir hoca düşünülüyorsa bu bencede en azından Mustafa Denizli olmalıdır.

14 Ekim 2009

Yolun Açık Olsun İmparator


Ne maç sonucu ne Rüştü'nün Milli Takım'a vedası bu geceyle alakalı aklımda yer edecek, aklımda kalacak tek şey gollerden sonra tüm Milli Takım oyuncularının hocalarına koşmalarıdır. Ermenistan maçıyla birlikte Milli Takım'ın başında son maçına çıktı Fatih Terim. Gelen gideni aratacak mı sorusunun cevabını almak fazla bir vakit alacak gibi gözüküyor. 2012 Avrupa Şampiyonası'na kötü etki etmemesi tek temennimiz. Şahsi fikrim yabancı kariyerli bir hoca getirelecekse alınan karar kabullenilebilir, fakat eğer yerli bir hoca ile devam edilecekse gerçekten büyük bir yanlış yapılmış olur. Nedenine gelecek olursak;

- Türk futbol tarihinde Türkiye U-21 futbol takımı ile Akdeniz Oyunları'nda şampiyonluk yaşayan ilk ve tek teknik direktör (1993 Fransa Akdeniz Oyunları).

- Türk futbol tarihinde, Türk Milli Takımı'nı, Avrupa Futbol Şampiyonası'na taşıyan ilk teknik direktör (1996 Avrupa Futbol Şampiyonası).

- Türkiye Süper Ligi'nde üst üste 4 kez şampiyonluk yaşayan ilk ve tek teknik direktör (1996-1997, 1997-1998, 1998-1999, 1999-2000 sezonlarında Galatasaray ile).

- Avrupa'da bir Türk takımını şampiyon yapan ilk ve tek teknik direktör (1999-2000 sezonunda Galatasaray ile 2000 Uefa Kupası şampiyonluğu).

- Avrupa'nın üst düzey liglerinde bir kulübü kupa finaline taşıyan ilk ve tek teknik direktör (İtalya'nın Fiorentina kulübünü Coppa İtalia (İtalya Kupası) finaline taşımıştır.)

- Avrupa'da üst düzey takım çalıştıran ilk ve tek teknik direktör (2001-2002 sezonunda İtalya'nın dünyaca ünlü kulübü AC Milan'ın teknik direktörlüğünü yapmıştır).

- Türk futbol tarihinde, Türk Milli Takımı'nı, Avrupa Futbol Şampiyonası yarı finale taşıyan ilk ve tek teknik direktör (2008 Avrupa Futbol Şampiyonası).
Ayrıca 2008 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası'nın en iyi teknik direktörü seçildi.

- İtalya'da, devlet nişanı (İtalyanca: Ordine della stella della solidarieta İtaliana) ile commendatore ünvanı alan ilk Türk teknik direktör.

Fatih Terim'in kariyeri ortada, kazanılan başarılar ortada. Tercih edilecek yeni teknik adama göre Milli Takım için belirlenen hedeflerin ciddiyeti daha net gözler önüne serilecektir.

09 Eylül 2009

Umudunu Yitirme


Son düdük çalana kadar umudunu yitirme. Futbol ise oynanan oyun sonuna kadar az da olsa bir umut vardır. Hele ki Türkiye ise bahsi geçen takım umut hep vardır ve varolacaktır.

12 Ağustos 2009

Özel Maç | Ukrayna- Türkiye


A Milli Takımımız 464. randevusunda 5. kez Ukranya ile karşılaşıyor.

Stat : Valeri Lobanovskiy Stadı
Saat : 21.00
TV Yayını : Trt 1
Hakem : Darko Ceferin (Slovenya)
Yardımcı Hakemler : Andrej Kokolj - Milan Kogej
Dördüncü Hakem : Igor Ischenko