Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2011

2010-2011 Devre Arası Transferleri


Uzun zamandır hatırladığım en verimli geçen transfer dönemidir herhalde geçtiğimiz dönem. Yeni transferlerin çoğu bir anda takıma cuk diye oturdular ve özellikle de Avrupa'ya oynayan takımlarda puan durumuna çok önemli katkılar yaptılar. Aşağıda en çok göze çarpanların isimleri yazılı. Bunlar dışında henüz etkili olamamış ama önemli olabilecek diğerlerinden de bahsedelim. Galatasaray ve Beşiktaş'ın transferleri de takıma dahil olmalarına rağmen takımlardaki kaos ve kötü gidişattan dolayı çok net bir katkıdan söz edemiyoruz. Trabzon'da da kendilerinden çok şey beklenen Brozek'ler takıma bir türlü dahil olamadılar. Şampiyonluk yolunda onlara kesinlikle ihtiyaçları olacaktır. Bursa'da Altidore'u merakla bekliyoruz. Henüz pek süre alamadı ama onun da yarışta katkısı olacaktır diye düşünüyorum. Pawelek, Robak ve Gökhan Ünal'ı da takımı için önemli oyuncular olarak sayabiliriz.


Asıl adamlar ise şunlar:

Bursaspor - Miller 6 maç 4 gol
Kayserispor - Kujovic 6 maç 4 gol - Amrabat 6 maç 1 gol - Ziani 6 maç 0 gol
Gaziantepspor - Wagner 8 maç 1 gol - Cenk Tosun 5 maç 6 gol
Gençlerbirliği - Yasin Öztekin 10 maç 4 gol
Sivasspor - Grosicki 6 maç 5 gol

Yasin haricindekilerin hepsini birkaç defa izleme fırsatım oldu. Bulanı, getireni, oynatanı hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Ligimize büyük renk kattılar daha şimdiden.

Ayrıca bu seneki Polonya dalgasını da sezon sonunda ayrıca bir incelemek lazım. Beklenmeyen ama tutan bir aşı oldu gibi.

05 Aralık 2010

Porto Pazarlama A.Ş.


Gerek ekonomik, gerekse sportif başarı açısından; tarihiyle, kazandığı tonlarca kupayla, yıllardığı sürdürebildiği inanılmaz başarılı yönetim ve transfer politikalarıyla Portekiz'in en başarılı ekibi, Avrupa'nın da en iyilerinden birisidir Porto. 104 yıllık tarihinde 24 Lig Şampiyonluğu, 15 Portekiz Kupası, 2 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, 1 UEFA Kupası, 1 UEFA Süper Kupası, 2 Kıtalararası Kupa ve sayısız yerel kupalar ve şampiyonluklar yatar. 2003 ve 2004'te Mourinho önderliğinde üstüste kazandıkları 2 Avrupa Kupası'yla Avrupa futbolunda zirve yapmıştılar. Maalesef (!) bunların ardından bizim yönetimlerimizin ustalıkla başardıklarını gerçekleştiremeyip kulübü batağa sürükleyemediler aksine gittikçe güçlendiler, yükseldiler. Büyük bir cesaretle o dönemde kazandıkları paralara güvenip, o paraları olur olmaz yerlere saçmadılar. Çok başarılı bir oyuncu bulma, yetiştirme ve satma politikasıyla adeta güçlerine güç kattılar. İncelemeye aldığım son 7 yılda transferden kazandıkları para yaklaşık 390 milyon Euro. Harcadıklarını çıkarırsak yaklaşık net kazanç 210 milyon Euro. Şimdi, diyelim ki Portekiz bu konuda doğal bir avantajı var Brezilya ilişkisinden ötürü. Brezilya'lı oyuncuların ülkeden çıktığında ilk uğrak yeri olur genelde ve uyum sorunu yaşamazlar. Ayrıca rekabet ortamı çok yüksek olmadığı için 3 takım genelde kafaya oynar ve ellerindeki oyuncuları bu şekilde her sene Avrupa vitrininde kolaylıkla sunabilirler. Fakat diğer takımlara bakacak olursak, sistemin onlar için aynı şekilde işlemediğini görüyoruz. Aynı sürede Sporting Lizbon yalnızca 10 milyon Euro kazanabilirken, Benfica ise bu süreci 2 milyon zararla kapatıyor. Arada uçurumdan da öte farklılıklar var. Müthiş oturmuş bir sistemleri olsa gerek ki bu gidiş-gelişlerden takım neredeyse hiç etkilenmiyor. Son 8 yılda 6 şampiyonluk kazanmış bu takım. Şimdi, aşağıdaki tabloya bir bakalım. Son 7 yılda 10 milyon ve üzerine sattıkları oyuncularla ilgiler bazı veriler var. (Sadece 2006-2007 sezonunda önemli bir satış olmamış.)



Sattıkları oyuncular genelde 25-26 yaş civarı ve en az 3-4 sene takımda görev almış. Yani genç yaşta aldıkları oyuncuları sisteme çok iyi bir şekilde yerleştirip, onlardan 3-4 sene kadar faydalanıp, en güzel yaşta belki de daha onlardan elde edeceği çok şey olmasına rağmen gönül rahatlığıyla satabiliyorlar. Çünkü arkada sistemin parçası olmak için hazır bir şekilde bekleyenler var. Bunu biliyorlar. Bunu planlayıp, bunu amaçlıyorlar. Bu tesadüf, şans, kısmet değil. Güzel bir planlama, sabır, özveri gerektiren meşakkatli bir yol. Takımda şuan 30 yaş üzeri tek bir oyuncu var: 32 yaşındaki kaleci Helton. Onun dışında ciddi şekilde süre alan oyuncular arasında en yaşlısı 27 yaşında. Takımın yaş ortalaması 24, ideal 11'in yaş ortalaması 25. İşte bu sistem için uygun ortam bu. Başka türlü zaten bu kadar istikrarlı bir şekilde sürdüremezsin bu işi. Bu adamlarla başarılara koşuyorlar. Oyanayan, gelişen, tecrübe ve güven kazanan adamlar kendilerine kolaylıkla alıcı bulabiliyorlar. Önümüzdeki sezon muhtemelen Moutinho, Hulk ya da Falcao'dan en az birinin 20-25 milyona, belki de daha yüksek bir miktara satıldığını duyduğumuzda şaşırmayacağız. Keşke bizim topraklarımızda da çeyreğini dahi olsa uygulayabilsek bu anlayışın, güne yapışmayı bırakıp, geleceğe çalışabilsek... Bunun için yönetim, teknik kadro, taraftar, medya, federasyon vs. hepsinin el ele vermesi gerekir ki o da şuan, şu şartlarda biraz zor gözüküyor. Olsun, biz ( herhangi bir takım değil, genel anlamda) bu sene şampiyon olalım da, aldığımız parayla iki de yıldız getirtiriz seneye, nasılsa bu bizi 2-3 sene idare eder, gerisine sonra bakarız. Ne demişler: Gün ola, harman ola..!

02 Eylül 2010

İngiltere'de Transfer #1





Genellikle flaş transferler olmaz, menejerler hep genç yetenekleri patlatırdı 'Ada'da ama bu dönem Dubaililerin katkılarıyla para döküldü özellikle Manchester'ın açık mavi tarafında.

Bu kısımda Manchester City ve Arsenal ile başlayalım yazmaya. Devamı da gelecek.

Manchester City, Aleksandar Kolarov, Yaya Toure, David Silva, Jerome Boateng ve Mario Balotelli gibi yıldız isimleri kattılar kadrolarına. Birkaç yıl önce Chelsea'de gördüğümüz değişimler bunlar. Kadroyu toptan revize etmek, birinci sınıf bir takım yaratmak amaçlı. Bu 5 adama toplamda 130 milyon € civarında bonservis verdiler. Tabi paralar yerden fışkırınca bu hiç büyük bir rakam değil onlar için..




  Arsenal yine aynı yoldaydı. 10 oyuncu sattılar ( Bonservis alarak gönderdikleri ) Bunun dışında serbest bıraktıkları oyuncular kimlerdir bilemeyiz bile. Fabrika usulü çalıştıkları için, tabana çok güveniyor Wenger. Gidenlerin arasında Gallas ve Senderos'un olması artık defans hattında Vermaelen'in yerinin garanti olduğunu gösterdi bize. Ayrıca Eduardo'yu Shaktar Donetsk aldı. En sürpriz isim ise Fran Merida'nın Atletico Madrid'e gitmesi. Arsene Wenger Fabregas'ı bırakmaya niyetli değil, bunun göstergesiydi bu ayrılık.Arsenal'e gelenler arasında en flaş isim tabiki Chamakh. İki sezondur ısrar ettiği transferi bu yıl gerçekleştirdi Arsenal. Ayrıca Sebastien Squillaci de Arsenal'in Fransız Akımının alışılmış hareketlerinden. Bir de Lorient takımından alınan Laurent Koscielny 10 Milyon Pound'luk bonservise bakıldığında pek boş bir isme benzemiyor.