26 Ekim 2009

Futbol Bu Mudur ? | FB: 3 GS:1


Futbol adına konuşulacak çok şeyin olduğuna inanmasam da adet yerine bulsun diye bir iki laf edebilirim. Fenerbahçe önde kurduğu defansıyla biz bu adamları ceza sahasına sokmazsak durduruz düşüncesini çok güzel uyguladı. Galatasaray'ın orta sahasındaki büyük boşluklarıda güzel değerlendirerek daha oyuna hakimmiş havası yaratsada maç sonundaki topla oynama oranları Galatasaray %56 Fenerbahçe %44 'tü. Fakat dediğim gibi Fenerbahçe Galatasaray'ı önde karşıladı ve Galatasaray topa hakim olmaktan öteye gidemedi. Bence dün gece futboldan önce konuşalacak daha önemli konular vardı. Maç daha ortada hiçbirşey yokken Cristian Baroni'nin maçın başlamasına daha çok dakikalar varken Arda'ya yaptığı saçma sapan hareketle zaten çığırından çıktı. Be adam sen 6 ay önce Galatasaray,Fenerbahçe, Arda, derbi mi bilirdin bu nesi durduk yerde. Hakem ilk hatasını bu noktada yaptı olay çıkaran iki ismi eğer ihraç etseydi belki de bu kadar gerilmeyecekti maç. Maçın öncesinde yaşanan bu stresten sonra o geceye dair güzel futbol ümitlerim tükenmiş bulunuyordu zaten. Acaba daha ne sıkıntılar çıkabilir olasılığını düşünmeye başladım olaydan sonra. Bir kere maçın 11-11 bitme ihtimali kalmamıştı, kırmızı kart kaçınılmazdı. Bu düşünceler hakemin düdüğüyle birlikte beynin tenha bir köşesine çekildiler haliyle.



Baros'un 1. dakikada gelen sakatlığının ciddiliğini Emre Belözoğlu'nun sık özürlerinden az çok idrak etsekte bu kadarını tahmin etmiyordum. 2 ay sahalardan uzak kalmasına maçın skorundan daha çok üzüldüm. Sonuçta Galatasaray'ın önünde bulunan Avrupa maçlarında kadroda forvet adına bulunabilecek iki isim var Nonda ve Cem Sultan belki bunlara ilave Elano'da oynabilir o pozisyonda. Forvet hattının alternatifsiz kalması önümüzdeki haftalarda Galatasaray'a sıkıntı yaratacaktır.





Alex'in golüyle biraz durulur gibi olan maç Keita'nın gözüne gelen cisimle tekrar eski havasını yakalayacağının sinyallerini vermeye başladı.Colin Kazım ileride tamamen karşısındaki rakibi sinirlendirilmekle görevlendirilmiş gibiydi. İkili mücadelelerde özellikle dikkat ettim karşısında Servet olsun Gökhan olsun topu izlerken Kazım rakibine bakıyordu ne yapabilirim diye topla hiç ilgisi yoktu. Maç hem tribünler hem futbolcular tarafından bu kadar gerilmesi için uğraş verilince de sonuç olarak istenmeyen olaylar ardı arkasını izledi.




Cristian'ın Arda'ya yumruğunu, Gökhan Gönül'ün Elano'ya çektiği el enseyi es geçen hakem nasıl becerdiyse Keita'nın Roberto Carlos'a yumruğunu görüverdi. Belkide sahada sadece futbol oynamaya çalışan ender isimlerden biri Keita kırmızı kartla oyundışı kaldı. Keita'nın yumruğu doğru muydu tabiki değildi fakat o da Roberto Carlos'un profesyonelliği.





Bunların arasında tabi bahsetmediğimiz hakemin yarılan kafası, yaralanan Lig TV kameramanı ve Leo Franco'ya tutulan lazer ışıkları ufak ayrıntılar olarak kalıyor maalesef. Erman Toroğlu en güzelini söylemiş dün gece, Bünyamin Gezer bu maçı tatil etmeden bitirdiyse ilerleyen günlerde Diyarbakır'da stadda savaş çıksa kimsenin maçı tatil etmeye hakkı yoktur. Değer mi bunca olaya, gerginliğe sadece 3 puan için. Sen sahada bunları yaparsan o taraftar çıkar dışarda meydan savaşıda yapar, birbirinide keser. Gidiş gelişte sıkıntı çeken, her ev sahibi olduğunda intikamını alır sürer gider asırlarca. Futbol mudur? Buysa eğer cidden izlemeye değmez...

Hiç yorum yok: