31 Ekim 2010

Alessandro Del Piero | 179 , Başka Kırılacak Rekor Kalmadı


1993 yılından beri Juventus forması altında harikalar yaratan bir futbol sevdalısı. Marcelo Lippi'nin dönemin efsanesi Roberto Baggio'yu gözden çıkarıp yerine monte ettiği Alessandro Del Piero o gün bugündür hep vazgeçilmez oldu. İtalya'da patlak veren şike olayları sonrası bir alt lige düşürülen Juventus'ta yıldız isimler birer birer başka kulüplerin yolunu tutsa da, o sevdalısı olduğu takımı bırakmadı. Bir sezon alt ligde Juventus formasıyla mücadele etti ve takımını tekrar Serie A'ya çıkardı. Bu bayrak adam dün gece yeni bir rekora daha imza attı sevdalısı olduğu forma ile. Juventus'un deplasmanda Milan'a karşı 2-1 kazandığı maçın 65. dakikasında takımının 2. golünü atan Del Piero, Serie A'da toplam 179 gole ulaşarak Juventus'un Serie A'da en çok gol atan futbolcusu ünvanına ulaştı. Böylece 1946-1961 yılları arasında Juventus forması giyen Giampero Boniperti'nin rekorunu kırdı. Yazının başlığı gecenin sonunda sahaya giren bir Juventus taraftarının t-shirtünden : "179, Başka Kırılacak Rekor Kalmadı"

Nani vs Tottenham Hotspur

29 Ekim 2010

2010-2011 Sezonu Ziraat Türkiye Kupası Grupları



-A GRUBU-
Galatasaray (A1)
Gaziantepspor (A2)
Medical Park Antalyaspor (A3)
Denizlispor (A4)
Beypazarı Şekerspor (A5)

-B GRUBU-
Konya Torku Şekerspor (B1)
Beşiktaş (B2)
Gaziantep Büyükşehir Belediyespor (B3)
Manisaspor (B4)
Trabzonspor (B5)

-C GRUBU-
Bucaspor (C1)
Fenerbahçe (C2)
Ankaragücü (C3)
Yeni Malatyaspor (C4)
Gençlerbirliği (C5)

-D GRUBU-
İstanbul Büyükşehir Belediyespor (D1)
Kırıkhanspor (D2)
Bursaspor (D3)
Kasımpaşa (D4)
Karşıyaka (D5)


Türkiye Kupası grupları kura çekimi sonuçlandı. Karşıyaka ve Bursaspor ve Kasımpaşa'nın aynı grupta olduğu D grubunda en azından bu takımların birbiriyle oynadığı maçlar tribün açısından keyifli geçecektir. Beşiktaş ve Trabzonspor aynı gruba düştüler, bu sebepten B grubundaki takımların işi diğerlerine oranla biraz daha zor gözüküyor. Kırıkhanspor 3. ligin tek temsilcisi sıfatıyla Türkiye Kupası gruplarında yer alıyor. Geçen sene Galatasaray'ı kupadan eleyen Antalyaspor bu sene Galatasaray'la aynı grupta yer alıyor .

Hafta Sonu Futbol Ekranı



29 Ekim Cuma
13:00 Ziraat Türkiye Kupası Kura Çekimi / TRT 3
20:00 Bursaspor-Fenerbahçe / Lig TV
21:30 Bayern Munih-Freiburg / TRT 3
21:45 Genoa-Inter / TV8

30 Ekim Cumartesi
14:00 Akhisarspor-Giresunspor / TRT 1
15:30 Eskisehirspor-Ankaragücü / Digi Kanal
16:30 Wolfsburg-Stuttgart / TRT 3
17:00 Blackburn-Chelsea & Arsenal-West Ham / Spormax
17:30 Gaziantepspor-Karabükspor / Digi Kanal
19:00 Valencia-Zaragoza / NTV Spor
19:00 Galatasaray-Antalyaspor / Lig TV
19:30 Schalke 04-Leverkusen / TRT 3
19:30 Manchester United-Tottenham / Spormax
21:00 Hercules-Real Madrid / NTV Spor
21:45 PSV-Twente / Beyaz TV
21:45 Milan-Juventus / TV8
22:00 Marseille-Rennes / Kanal A
23:00 Barcelona-Sevilla / NTV Spor

31 Ekim Pazar
13:30 Palermo-Lazio / TV8
14:00 Diyarbakırspor-Samsunspor / TRT 3 & TRT 6
14:00 Boluspor-Orduspor / TRT 1
15:30 Kasımpaşa–Kayserispor / Lig TV
15:30 Gençlerbirliği-Manisaspor / Digi Kanal
16:00 Cesena-Sampdoria / TV8
16:30 Mainz-Dortmund / TRT 3
17:30 Bucaspor-İBB / Digi Kanal
18:00 Bolton-Liverpool / Spormax
18:00 Monaco-Bordeaux / Kanal A
18:30 Hoffenheim-Hannover 96 / TRT 3
19:00 Beşiktaş-Sivasspor / Lig TV
19:30 Adanaspor-Denizlispor / TRT 1
20:00 Atletico Madrid-Almeria / NTV Spor
22:00 A.Bilbao-Getafe / NTV Spor
22:00 Montpellier-PSG / Kanal A

1 Kasım Pazartesi
20:00 Konyaspor-Trabzonspor / Lig TV

*

26 Ekim 2010

Madalyonun Öbür Yüzü



Yarın gazetelerin çoğunda Beşiktaş odaklı manşetler atılacak, Schuster'in yaptığı yanlışlar anlatılacak, Beşiktaş'ın kötü gidişatının sebepleri tartılaşacaktır. Basın bu haftaki malzemesini buldu, Beşiktaş. Peki madalyonun öbür yüzüne ne kadar yer ayrılacak. Şota'nın oynattığı futbol, yakaladığı başarı, Kayseri'nin ligde bulunduğu pozisyon, takımın uyumu. Ne kadar yer bulacak spor sayfalarında. Bunların ne önemi var ama değil mi önemli olan tiraj, futbol kimin umrunda.

24 Ekim 2010

Fenerbahçe: 0 Galatasaray : 0 | Geri Gelen Ruh



Bütün hafta Rijkaard'ın gidişinin yankılarıyla geçti. Rijkaard'ı göndermenin saçmalığı, Rijkaard'ın gitmesiyle Galatasaraylılığını askıya alacaklarını söyleyenleri seyrettik durduk. Hafta içi Rijkaard için defalarca bir şeyler yazmaya niyetlendim ama olmadı bir türlü. Bir kere öncelikle Rijkaard uğruna Galatasaraylılığından vazgeçmeye niyetlenen kişiler bu gece ne tarz duygu ve düşünce içindeler çok merak ediyorum. Galatasaray bu sezonun en karakterli ve güzel oyununu ortaya koydu. Haftalardır Rijkaard'ın Galatasaray'a yaptıramadığını söylediğim herşeyi yaptı bugün Galatasaray.



İlk yarı rakibine pozisyon dahi vermeyen, oyuna hakim olan taraf Galatasaray'dı. Haftalardır kadroya giremeyen Elano'nun doğru yerde oynatıldığı zaman neler yapabileceğini  keyfile seyrettik bu gece. Brezilya Milli Takımı'nda oynadığı yerde oynatıldığı zaman yaptıkları ortada. Daha önce niye farklı mevkilerde oynatılmak için çaba sarfedildi anlamak mümkün değil. Umarım devre arasında takımdan ayrılma fikrinden vazgeçer Hagi'nin gelişi ile. Pino geldiği günden beri en verimli oyununu oynadı Galatasaray için. Diğer taraftan Fenerbahçe'de Pino'yu gölge gibi takip eden Yobo'da gecenin dikkat çeken isimlerinden biriydi. Eğer Pino son vuruşlarında biraz daha şanslı olabilseydi, maça damgasını vuran isim olacaktı. Lorik Cana beklenen oyununu sergileyerek güzel sinyaller verdi,gözünü kırpamadan girdiği pozisyonlar ile ne kadar hırslı olduğunu hissettirdi. Galatasaray kısa mesafede oynadığı oyun, yaptığı pres ile en azından önümüzdeki haftalar için büyük umut verdi. Rijkaard öyle bir kalıp oturtmuş ki kafamıza, maç içerisinde yapılan taktiksel değişikliği bile garipsedim. Maçın gidişatına göre hamleler yapılmasıyla ne kadar uzun zamandır karşılaşmıyormuşuz meğer. Daha bu takıma Arda Turan, Harry Kewell ve Milan Baros'un katılacağını düşünürsek önümüzdeki haftalar Galatasaray için daha keyifli geçecek gibi gözüküyor. Galatasaraylılar bu gece mutlu çünkü oynanan futbol yarın için umut verdi onlara.




Sonuç itibariyle Galatasaray bu gece galibiyeti kaçıran taraf oldu. Tribündeki seyircisiyle sahada ortaya konulan futboluyla her şey Galatasaray için pozitifti.  Fazla teknik detaya girmek istemedim. Çünkü bu maçta ondan önce konuşulacak daha önemli şeyler olduğuna inanıyorum. Sahada gördüğüm Galatasaray, sanki sırtında 10 numarasıyla Hagi'nin önderliğinde olan Galatasaray gibiydi. Bu ruhu geri getirirse Hagi, Galatasaray ve gönüllerden sonra  kulübeninde 10 numarası olur.


23 Ekim 2010

Yuvana Hoşgeldin




“G.Saray benim için önemli ki, oğlumun doğum gününde bile G.Saray için buradayım, oğlumun yanında değilim. “

Gheorghe Hagi

Hafta Sonu Futbol Ekranı




23 Ekim Cumartesi
13:00 Vissel Kobe-Nagoya / Eurosport 2
14:00 K.Erciyesspor-Boluspor / TRT 1
15:30 İBB-Gaziantepspor / Digi Kanal
16:30 M'Gladbach-W.Bremen / TRT 3
17:00 Chelsea-Wolves / Spormax
19:00 Antalyaspor-Konyaspor / Digi Kanal
19:00 R.Zaragoza-Barcelona / NTV Spor
19:00 Trabzonspor-Gençlerbirliği / Lig TV
19:30 West Ham-Newcastle / Spormax
21:00 Real Madrid-Racing Santander / NTV Spor
22:00 Sochaux-Toulouse / Kanal A
23:00 Valencia-Mallorca / NTV Spor
23:30 Botafogo-V.Bahia / Spormax

24 Ekim Pazar
14:00 Giresunspor-Samsunspor / TRT 1
14:30 Ankaragücü-Bursaspor / Lig TV
14:45 Celtic-Rangers
15:30 Stoke City-Manchester United / Spormax
15:30 PSV-Feyenoord
15:30 Manisaspor-Kasımpaşa / Digi Kanal
16:30 Dortmund-Hoffenheim / TRT 3
18:00 M.City-Arsenal / Spormax
18:00 PSG-Auxerre / Kanal A
18:30 Leverkusen-Mainz / TRT 3
19:00 Fenerbahçe-Galatasaray / Lig TV
19:30 Gaziantep BB-Altay / TRT 1
21:00 Corinthians-Palmeiras / Spormax
21:45 Inter-Sampdoria / TV8
22:00 Lille-Marseille / Kanal A
22:00 Villareal-A.Madrid / NTV Spor

25 Ekim Pazartesi
20:00 Kayserispor-Beşiktaş / Lig TV
21:45 Napoli-Milan / TV8
22:00 Real Sociedad-Deportivo / NTV Spor

*

21 Ekim 2010

Unutmamak Lazım




Kimsenin hayalini kuramadığı sevinçleri yaşatan adam hakkında ileri geri konuşanları gördükçe üzülüyor insan. Zamanında "İmparator" dan başka ağızlarından kelime çıkmayanların bazı gerçekleri unutması üzüyor insanı. İster sevin ister sevmeyin ama saygı duyun bu adama. Hoş aynı unutkanlığı Galatasaray yönetimi de yaptı. Fatih Terim sözünün eri adamdır ağzından bir laf çıktıysa o lafın arkasında durur. O ceketi astıysa o ceket orada asılı durur.

20 Ekim 2010

Tot Ziens Rijkaard!


Bitti. Şu lanet olası düzen bir kez daha galip çıktı. Sanırım şuan Hagi'nin jübilesinden sonraki en üzgün anımı yaşıyorum Galatasaray'la bağlantılı olarak. Biraz daha dayanabilseydiler belki de bu düzeni sonsuza dek kıracak, çok başka ufuklara yelken açacaktık beraber. Gene olmadı. Müsaade etmediler. Bakmayın onlar birşey kaybetmeyecek, aksine büyük tecrübelerle gidiyorlar buradan. Biz yine günlük başarıların peşinde, 1 tane şampiyonlukla senelerce avunacağız. Bu sefer öyle üzdü ki beni Galatasaray, eğer başarabilirsem artık avunmayacağım bunlarla. Uzunca bir süre Galatasaray düşünmeyeceğim, izlemeyeceğim, konuşmayacağım, yazmayacağım. Sahaya her baktığımda Servet'i, Ayhan'ı gördükçe kahrolacağım biliyorum. İnşallah formamı da belli bir zamana kadar son kez Rijkaard'ı uğurlarken giymek istiyorum gidebilirsem eğer. Şuan böyle bir organizasyon planlanıyor. Detayları buradan öğrenebilirsiniz: http://www.footballove.com/ . Ben onu arkasından vuranlara inat, gerçek Galatasaray'ı göstermek için bu fikri sonuna kadar destekliyorum ve bir süreliğine kepenk indiriyorum zira ne konuşulacak, konuşmaya değer birşey kalmıştır ne de bende istek, güç.

18 Ekim 2010

Tünelin Ucu




Bu gece Galatasaray'ın çaresizliğinin, yıllarca süren başarısızlığın yine tekerrür ettiğinin bir başka örneğini yaşadık.

Oysa ki Adnan Polat yönetimi geldiğinden beri ne kadar toz pembe bir tablo çizildi. Adnan Polat dedi ki, bir tünel var, ucu karanlık. Aradan zaman geçti, tünelin ucundaki ışığı gördük dedi. Biraz daha sonra tünelin ucunu gördük artık çıkıyoruz dedi.

Tüm bunlar söylenirken tüzükler değişti, mali yapı iyileşti, isim hakları, stad projeleri.. Ama başarı yoktu. Ne profesyonel takımlarda, ne amatör branşlarda elle tutulur hiçbirşey yoktu.

Skibbe'nin gönderildiği maçı hatırlarsınız. Bir Kocaelispor maçıydı.. Bugün yine o aynı sahneyi aktörleri farklı kişilerden izledik. Bazıları yine aynı roldeydi gerçi. Örneğin Ayhan Akman..

Ayhan Akman bugün kaptan olarak çıktığı Ali Sami Yen'de, sanki yıllardır Galatasaray futbolcusu değilmiş gibiydi. Son dakikalarda haftaya derbi olduğunu bile bile, o an sarı kartı olduğunu bile bile rakiple dalaştı.. Kendini attırmak istedi sanki. Günahı boynuna ama artık tadında bırakmalı Ayhan.

Git Ayhan, biz de seni iyi hatırlayalım.. Bizi yıktığınız Ukrayna deplasmanından dönerken gülerek 'dışarda seyirci var mı?' diye sormanı da unuturuz. Bırak git..


Galatasaray'da sürekli yaşanan bu flashbackler bize aslında bu sorunun öyle futbolcu, teknik direktör kaynaklı olmadığının da göstergesi. Yönetimin derhal kendine çeki düzen vermesi gerek. Bu bozuk plak gibi başa saran düzenin değişmesi için, yönetimin revizyona gitmesi şart !


Sayın Adnan Polat, sizler ışığı görmüşsünüz, tüneli geçip gitmişsiniz ama biz Galatasaray taraftarlarının üzerine tahtaları çaktınız, bir mezara gömdünüz. Biz her türlü nefes alır, yine haykırırız 'Sen şampiyon olacaksın!' diye. Ama bir yerden sonra kabak tadı verir oldu bu kısır döngü bilesiniz.







Hababam Sınıfı - Tünelin sonu
Yükleyen 8SUTUN. - Diğer komik videolarını izle.

16 Ekim 2010

Türk Telekom Arena








Çok bekledik biz bunu. Çok istedik...

Bir camia düşünün, 14 sene şampiyonluğa hasret kalmış. Ama her sene umutla tribünleri hınca hınç doldurmuş, inancını bir an bile kaybetmemiş.
Bakınız burada zaten 'Galatasaray demek umut demektir' diye altını çizmiştim.

Galatasaray'ın 1996'dan beri hayalini kurduğu ilk kez o yıl projeleri oluşturan yeni stadyumu da 2010 yılında tamamlanıyor. Yani 14 yıl.. Bu çok ilginç bir tesadüf.

Ama sabrın sonu selamettir atasözünün ne anlama geldiğini de bugün blogger arkadaşlarımla beraber gördüm. Ortaya öyle bir stadyum, öyle bir şaheser çıkmış ki.. Ne resimlerine ne videolarına ne de 3D animasyonuna benziyor. Gözle görüldüğünde hepimizin kalp atışlarını hızlandıran harika bir yapı.



Bugün Türk Telekom bizlere böyle bir fırsat sağladı, mükemmel bir organizasyonla Türk Telekom Arena'yı gezdik. İnceledik, bilgiler aldık. Üstelik öyle broşürden ya da ezberden değil, bizzat projenin mimarı Mete Arat bizleri aydınlattı.
Bu harika organizasyon için öncelikle Türk Telekom'a, Türk Telekom Pazarlama ve İletişim'den Soner İnce'ye teşekkür ederiz. Misafirperverliklerinden ötürü, Kriptopr İletişim Danışmanlığı'na da minnettarız.

Bu organizasyon öyle sıradan basit bir stadyum turundan öte, bilgilendirme-tanışma toplantısıydı. Çok iyi hazırlanılmış bir program dahilinde servislerden ikramlara, görevli personelden kullanılan meteryallere kadar dört dörtlük bir gün geçirdik diyebiliriz.



Bu arada sahanın çimleri serilmeye başlanmış. Görevliler dışında ilk kez gören ziyaretçiler olduk. Bu da ayrı bir gurur kaynağı bizim için.

Türk Telekom Arena hakkında ise detaylı bir bilgilendirme yazısı yakında burada olacak.

15 Ekim 2010

Hafta Sonu Futbol Ekranı



15 Ekim Cuma
20:00 Bursaspor-Karabükspor / Lig TV
21:30 FC Köln-Dortmund / TRT 3

16 Ekim Cumartesi
14:00 Kartalspor-K.Erciyesspor / TRT 1
15:15 Zenit-Amkar / Spormax
15:30 Eskişehirspor-İBB / Lig TV
16:30 Bayern Munih-Hannover / TRT 3
17:00 Arsenal-Birmingham & Manchester United-WBA / Spormax
17:30 Gaziantepspor-Bucaspor / Digi (Seyircisiz)
19:00 A.Madrid-Getafe / NTV Spor
19:00 Beşiktaş-Manisaspor / Lig TV
19:30 Wolfsburg-Leverkusen / TRT HD
19:30 Aston Villa-Chelsea / Spormax
21:00 Barcelona-Valencia / NTV Spor
22:00 Toulouse-PSG / Kanal A
23:00 Malaga-Real Madrid / NTV Spor

17 Ekim Pazar
00:30 Flamengo-Internacional / Spormax
13:00 Terek-CSKA Moskova / Spormax
13:30 Cagliari-Inter / FOX
14:00 Boluspor-Denizlispor / TRT 1
15:30 Everton-Liverpool / Spormax
15:30 Kasımpaşa-Trabzonspor / Lig TV
15:30 Gençlerbirligi-Antalyaspor / Digi
16:30 Kaiserlaustern-E.Frankfurt / TRT 3
17:30 Kayserispor-Sivasspor / Digi
18:00 Blackpool-M.City / Spormax
18:00 Lens-Rennes / Kanal A
18:30 Hoffenheim-M'Gladbach / TRT 3
19:00 Galatasaray-Ankaragücü / Lig TV
19:30 Çaykur Rizespor-Giresunspor / TRT 1
22:00 Lyon-Lille / Kanal A
22:00 Gijon-Sevilla / NTV Spor
22:00 Guarani-Corinthians / Spormax

18 Ekim Pazartesi
20:00 Konyaspor-Fenerbahçe / Lig TV
20:00 Adanaspor-Diyarbakırspor / TRT 1
22:00 Blackburn-Sunderland / Spormax

*

14 Ekim 2010

Ümit Milli Takım

''Bizim iki stratejimiz var. Birincisi, toplayabildiğimiz kadar puanlar toplayıp, finallere gitmek. İkincisi ise milli takıma genç ve yetenekli oyuncular kazandırmak. Oyuncuları sokaktan toplamıyorsunuz. Ümit Milli Takım gibi bir kaynağımız var. Burada 21-23 yaşlarında oyuncular var, ancak kendi takımlarında ilk 11'de oynamıyorlar. Bu da bizim için büyük bir dezavantaj. Diğer ülkelerde, bu yaştaki oyuncular takımlarında görev alıyorlar. Genç oyuncular arasından iyi oyuncu seçmekte zorlanmak isterdim, ancak dediğim gibi Ümit Milli Takım'dan ancak bir iki futbolcu kendi kulüplerinde ilk 11'de oynuyor.''

Hiddink'in "Takımda bir değişim düşünüyor musunuz?" sorusuna verdiği bu cevabın ardından merak edip ümit milli takımın kadrosunu inceledim.

Çağrılan son iki kadroda 33 farklı isim yer almış. Bunların 24'ü en üst seviyede forma giyiyor. En çok süre alanlar şöyle:

isim

takım

maç

ilk 11

dakika

özgür çek

ankaragücü

7

4

479

serkan kurtuluş

galatasaray

4

4

341

mahmut boz

gençlerbirliği

4

4

360

necip uysal

beşiktaş

6

4

356

tevfik köse

ibb

7

5

426

mahmut tekdemir

ibb

7

7

630

serdar kesimal

kayserispor

7

7

630

hasan ali kaldırım

kayserispor

7

7

630













Bunların arasından da performans, tecrübe, mevki bazlı değerlendirmeden sonra A takıma koysan sırıtmaz diyeceğimiz en fazla 3 adam çıkar gibi. Necip, Serdar, Hasan Ali. Tabi ki uzun vadede işler değişir. Bu adamlar çok daha fazla süre almaya başlayacaklar, birçoğu milli takımın iskeletini oluşturacak belki de ama Hiddink’in de dediği gibi bir sonraki maça kadar buradan pek de alacak birileri yok gibi. En azından ortada bir bolluk olmadığını söyleyebiliriz. Ümit milli takım biraz eski gücünü, önemini yitirmiş gibi geliyor bana. 5-10 sene önce olsa o zamanki takımı ezbere sayardım ben. Bir jenerasyon vardı. O takımların bir geçerliliği vardı. Her an oradan birini A takımda görebilirdik. Birlikte çok maç yapardılar, takımlarında çok önemli oyuncular olanlar da vardı içlerinde. Bilmiyorum belki de ben o zaman daha çok maçlarını izlediğim için bana öyle geliyor ama bir eksiklik var sanki bu ümit millilerde. Belki de o zaman A takımla aynı fikstürü paylaşmalarının da etkisi vardı bu başarıda. Daha fazla zaman geçiriyorlar, takımla kaynaşmaları, yükselme süreçleri daha kolay oluyordu. Neyse pek bilemiyorum ama hafiften bir değişime ihtiyacı olan A milli takımımız için de önemli bir konu bu. Üstüne kafa yorulması lazım.

Raşit Çetiner uzun bir aradan sonra takıma geri döndü bu yıl. Onun döneminde iyi işler yapılmıştı geçmişte. Ben Raşit hocanın bu takım için çok uygun bir isim olduğunu düşünüyorum. Gidilen bu yeni yapılanmada, neredeyse tüm kademelerinde büyük değişiklikler yapılan milli takımlarda bu aşamada istikrar çok önemli. Her açıdan istikrar. Raşit hoca gittikten sonra neredeyse her sene bir hoca değişmişti. Şimdi gerek teknik kadro, gerekse futbolcu kadrosu açısından bir istikrar yakalanmalı ve temel oturtma çalışmaları acilen başlamalıdır. Almanya’nın son yıllarda başardıkları gerçekten takdire değer bir plan ve uygulamanın ürünleri. O çalışmaların bence her takıma katkısı olacaktır iyi incelendiği takdirde. 2012’ye de katılabilirsek eğer düzenli olarak oynayan bir ümit milli takımdan en azından 4-5 adam falan görmek hiç fena olmaz Brezilya’da.

Hoşt Doberman!


Memleketin bile senden utanırken sen hala konuşmaktan utanmıyorsun...


Kanaltürk Televizyonu'nda yorumculuk yapan eski hakem Erman Toroğlu, geçen akşam yayınlanan programında terbiye sınırlarını  aşarak Kaptanımız Arda Turan'ın sakatlığını, kendi deyimiyle "fazla sekse"bağlamış, bu "garip" tespiti de kendisine manşetlik magazinel haberler arayan bir medya organında da umarsızca manşet yapılmıştır.

Erman Toroğlu'nun konuşması ve bunu manşetine çıkarmakta hiçbir sakınca görmeyen Posta Gazetesi'nin tavrı,  ülkemizde bir türlü gelişemeyen spor gazeteciliğine ibret verici bir örnektir.

Erman Toroğlu, 105 yıllık kulübün kaptanına, daha bu yaşında bu ülkenin yetiştirdiği en önemli futbolcularından biri olduğunu dünyaya gösteren bir Türk futbolcusuna, sanki bir kahvehanede arkadaşlarıyla dedikodu yapar gibi, hiçbir bilimselliği olmayan, tamamen zırvalıktan ibaret olan, utanç verici ve çok düzeysiz bir yorum yapabiliyorsa, buna yapılabilecek bir eleştiri kaleme dahi alınamaz, çünkü sözün bittiği noktadır.

Ameliyattan yeni çıkmış, milli formasını önemli bir maçta ıslatamadığı için üzüntü duyan bir yıldız futbolcunun hissiyatını hiçbir şekilde kaale almadan, tamamen raiting için insanların özel hayatına bu kadar pervasızca el atma cüretini gösterebilmek, çok ayıp, çok terbiyesizce ve çok utanç vericidir.

Erman Toroğlu ve Posta Gazetesi'nden Kaptanımız Arda Turan'a yapılan bu kadar çirkin bir saldırıya gereken cevabı tüm sağduyu sahibi sporseverlerin ve Galatasaraylıların vereceğinden kuşkumuz yoktur.

Galatasaray Spor Kulübü




Şu çocuk şu dakika çekip gitse yurt dışına hiç kimsenin tek kelime laf etmeye yüzü olmaz. Size çok bile bu topraklarda böyle birini canlı izleme şansı. Halbuki zamanında mesleğini bulmuşken senin neyine futbol yorumlamaya çabalamak, üstüne elzem olmayan konularda yorumlar yapmak.


13 Ekim 2010

Rus Başkan(!)


Alex Ferguson'un gafını duymayan kalmamıştır herhalde. Yardımcılarıyla beraber Bursaspor'u yakından takip ettiğini, takımın son yıllarda Rus başkanları sayesinde bolca para harcayarak iyi transferler yaptığını söylemiş. O Rus'u nerden duydular, buldular? Gerçekten çok ilginç. Birileri Bursa'yı hafife almış, işini iyi yapmıyor gibi geldi bana. Eminim Galatasaray maçı hala aklındadır Fergie'nin. Bence bir kere daha geçsin bu konunun üstünden.

Geçmiş Olsun Mirkamil

Geçenlerde Fenerbahçe ve Galatasaray 15 yaş altı takımları arasında oynanan maçta Fenerbahçe'li Mirkamil Haşimli'nin sol ayağı kırıldı. Galatasaray'lıların müdahalesiyle değil yalnız saha yüzünden(miş). Maçın ardından Galatasaray'lı bir yönetici ve 15 yaş altı takımından 2 çocuk Mirkamil'i hastanede ziyaret etti. Bu durum onlardan hiçbirinin suçu değildi. Yani oraya suçluluk duygusuyla gitmediler. Kim akıl etti bilmiyorum, belki çocuklar arkadaşlarını görmek istedi, belki de büyükler yol gösterdi. Sonuçta bu onların da başına gelebilirdi aynı maçta. Sakatlık takım seçmiyor. Arkadaşlarının yanında olmaları çok güzel. Ben bu fotoğrafı çok sevdim ve asla unutmayacağım. 14 yaşındaki bu çocuk uzunca bir süre futbol oynayamayacak. Onun yaşında biri için çok zor bir süreç olabilir ama en azından bu fotoğraf teselli olacaktır ona. Emeği geçen herkesin eline sağlık. Birilerinin, o diğer birilerine inat hala sevgi tohumları ekmeye çalıştığını görmek çok sevindirici bir durum. Bu fotoğrafı siz de unutmayın. Birkaç hafta veya ay sonra futbolun çirkin yüzü ortaya çıktığında, o diğer birileri yine çevrelerine nefret kusmaya başladıklarında, size en azından gelecek adına bir damla umut verecektir. Tekrar geçmiş olsun Mirkamil. En kısa zamanda geri dönersin inşallah.

Not: Fotoğraf ligtv.com.tr'den alınmıştır.

11 Ekim 2010

O Sene Hangi Sene ?




Derbinin biletleri satışa çıkarken, Galatasaray taraftarlarının içinde derbi heyecanı yok ne yazık ki. Bunun nedeni malum. On yıldır süregelen bu makus talih, bu kısır döngü, bu öğrenilmiş çaresizlik, şanssızlık.. Artık onun adına ne dersek diyelim, biz bu takımın karşısında gülemiyoruz.



Öyle geyikler döndü ki, öyle makaralara, alaylara maruz kaldık ki biz Galatasaraylılar. Tamam onlar da çeyrek asırdan fazla bir süredir Türkiye Kupası'nı alamadılar, iki defa şampiyon olmadıkları halde şampiyonluk turu attılar, Bağdat Caddesinde 'Beşiktaş!' diye bağırdılar, timsah yürüyüşü bile yaptılar ama işte bizim içimizdekileri tam olarak atamadı bu geyikler.

Tamam bizim UEFA kupamız var ama işte derbi kazanamıyoruz. Peki neden ?

UEFA kupası demişken, bir rivayete göre Kopenhag'da penaltılar atılırken, penaltıların atıldığı kalenin arkasındaki Galatasaray taraftarlarından biri ellerini açar ve haykırır: ' Allah'ım şu kupayı alalım, Fener'i 10 yıl Kadıköy'de yenemeyelim ! '
Kupa alınır, üstüne bir de Süper Kupa alınır. Ama 22 Aralık 1999 tarihli derbiden bu yana hiç bir Kadıköy derbisinde Galatasaray kazanamaz.

Şahsım adıma 4 senede 4 farklı uğur denedim, bu sefer olacak dedim ama olmadı.. Benim de totemlerim bitti.

*** az önce finaldeki hadise tamamen benim uydurmamdır. öyle bir dua olmamıştır. olduysa da inşallah o abimiz 10 yıl demiştir, 50 yıl falan dediyse halimiz duman. ama düşününce hiçbir Galatasaraylı UEFA kupası mı 50 yıl fener mağlubiyeti mi sorusuna 'UEFA kupası' demez :)


Tekrar günümüze dönelim, son iki sezona bakarsak, geçmiş iki sezondaki kadrolara ve oyunumuza, bu sezon da durum pek iç açıcı görünmüyor. Ama Galatasaraylılık öyle bir olgu ki, 100 defa yenileceksiniz deseler, yine de umudum yok diyemiyorsun.

* * *

Hayatımızın anlamı Sarı-Kırmızı
Umut koyduk senin adını
Senin için yaptık onca Deplasmanları
Bitmez ulan cimbombom aşkı..



05 Ekim 2010

Ekimde Almanya Başkadır.


8 ekim cumartesi günü Almanya ile çok önemli bir maç oynayacağız. İki takım daha önce 18 kez karşılaşmış. Sadece 3 galibiyet ve 3 beraberliğimiz var. 12 maçı kaybetmişiz. İşin ilginç yanı kazandığımız son maç da 8 ekimdeydi tam 5 yıl önce. Nuri'nin ilk kez milli olup, takımın en genç gol atan oyuncusu ünvanını aldığı maç. Yine 98'de Hakan'ın kafasıyla kazandığımız maç da 10 ekimdeydi. 2 de beraberliğimiz var ayrıca. Yani toplam 12 puanın 8'ini ekimde almışız. Yalnız kötü bir haber geldi kamptan. Son dönemde takımın en formda oyuncusu olan Arda 6 hafta oynayamayacakmış. Onun yokluğu mutlaka etkileyecektir takımı zaten Hiddink de değinmiş bu konuya fakat Schweinsteiger'nın yokluğu da bizim için büyük avantaj. İnşallah ekim şansımız devam eder de puanla dönebiliriz Berlin'den. Özellikle Belçika'yı da yendikten sonra 1 puan bile çok iyi başlangıç olacaktır. İyi geçirirsek bu haftayı Hiddink'in de bir sonraki maça kadar olan yaklaşık 6 aylık arayı daha rahat değerlendirme fırsatı olacaktır. Takımı daha iyi tanıyıp belki de köklü değişimlere gidebilecektir bu başlangıcın da yardımıyla.