14 Ocak 2010

Welcome Mate...

Dun "acaba?" diyerek gunu noktaladim.Sabahin korunde ise gittigim icin son gelismelerden haberdar degildim taa ki bi arkadasim sagolsun mesajla bildirine kadar.

Haber FIFA'nin sitesine de dustugunde sahsim adina dedikodudan oteye gecmisti zaten.Artik resmiyet de kazandi.Haldun Bey'e dun mikrofonlarimizi uzatmistik,O da kirmadi bizi,gerekli aciklamayi yapti.Hayirli olsun.Takimda is yapacagini dusunuyorum eldeki savunma durumu goz onune alininca.Yerinde bir transfer oldu kisaca.

Bir Ingiliz kanalina yaptigi aciklamada pazar gunu Istanbul'da olacagini belirtmis.Sansa bak,ben de o gun havaalaninda isimi yapiyor olacagim.Karsilama mi yapsam?Hehe...

13 Ocak 2010

Vizyonsuzluk


Herşeyden önce belirteyim Yılmaz Vural renkli kişiliğiyle her zaman gönlümde ayrı yer etmiş bir insandır. Bir süredir gündemde olan ve dün gece Türkiye Kupası mücadelesinde İnönü Stadı'nda Yılmaz Vurallı Kasımpaşa'nın Beşiktaş'ı mağlup etmesinden sonra tekrar alevlenen olay hakkında bir iki bişey yazmadan edemeyeceğim.

Yılmaz Vural dün gece tüm Türkiye'ye seslendi ölene kadar Milli Takım'a talip olduğunu söyledi. Çevremden duyuyorum ciddi ciddi savunan insanlar var bu fikri. İyi güzel Yılmaz Vural uzun senelerdir bu işin içinde ama kariyerinde ne var. Düşme hattında gidip gelen takımların can simidi, bazen su üstünde tutanı bazen takımla birlikte suyun altına dalanı. Fikri savunanlar bunun üzerine bir fırsat verilse ne olur adama hiç şans tanınmadı diyorlar hemen arkasından. Yılmaz Vural Trabzonspor macerası da yaşadı hatta çıktığı maç ve aldığı galibiyet sayısı bakımından en başarılı dönemini yaşadı. Fakat tutunamadı. 23 senede 19 macera yaşayan seferi teknik adam çıktığı 309 karşılaşmada 122 galibiyet 65 beraberlik ve 123 mağlubiyet elde etmiş. Çıktığı maç sayısını kazandığı maç sayısına oranlarsak % 39 luk bir başarı demek oluyor buda.


Dediğim gibi azımsanmayacak bir çoğunluk Yılmaz Vural'ın milli takımın başına geçmesini istiyor. Biri bana bunu açıklasın nasıl bir mantıktır bu. Kariyer ortada rakamlar ortada. Tamam Yılmaz Vural sempatik adam tamam Yılmaz Vural ortalıkta dolaşan çoğu adamdan futbolu daha iyi biliyor olabilir ama bizim deneme yanılmayla vakit kaybedecek durumumuz mu var. Bir turnuva kaçırıyoruz diye Türkiye'nin bugüne kadar yetiştirdiği en iyi teknik adam olan Fatih Terim'in ipini çekenler Yılmaz Vural'ı ne yaparlar tahmin edebiliyor musunuz? Yılmaz Vural milli takımın ağırlığını kaldırabilecek bir isim değildir. Üç büyüklere karşı 2 galibiyet alanı milli takımın başına koymaya niyetlenmek vizyonsuzluktan başka birşey değildir. Vakit kaybedecek oyun oynayacak zaman değil ne dedi federasyon Fatih Terim'in yerine en az onun kadar kariyerli bir isim getireceğiz. Demek ki Yılmaz Vural daha kafadan kaybediyor bu durumda. Peki bu basının sevdası ileride elde edilecek bol malzeme kaynağı düşüncesi mi yoksa cidden Türk Milli Takımı'nın geleceğini umursamayacak kadar vizyonsuzlar mı onlarda?

Acaba Bu Sefer?

Nistelrooy,Pavlyuchenko derken simdi de Lucas Neill tekrar geldi gundeme...Normalde pek itibar etmem bu tarz haberlere,genelde hep soylenti olarak kalir ama bu sefer haber FIFA'nin sitesine de dusunce "acaba?" diye dusunmeye basladim.

"Everton are considering a £750,000 bid from Turkish club Galatasaray for defender Lucas Neill, the club have confirmed.

The 31-year-old signed a one-year deal with the Toffees in September after becoming a free agent following the end of his contract with West Ham.

The Australia international has made 12 league and two cup appearances for David Moyes' side but is yet to play in Europe this term.

Should Everton come to an agreement with Galatasaray, he would be eligible to play for the Istanbul club in the UEFA Europa League."

Haldun Bey,soz sizde efendim,buyursunlar...

Ordan Burdan #3




# Shubuo vardı bir zamanlar, ne reklam yapmışlardı başta meraklandırmışlardı herkesi,sonra Erol Büyükburçlu enteresan reklamlar falan. Sonra noldu kalmadı ortada hiçbirşey ne yer etmiş aklımıza yalnız nerden geldiyse durup dururken.

# Caner Erkin çok kafamı kurcalıyor oynadığı rakiplerden sebep mi bu kadar göze battı, acaba ligde de aynı performansla devam eder mi, ederse kim kesilir...

# Çikolata şelalesini koyacaksın salonun ortasına geçip karşısına seyredeceksin. Kahve Dünyası mı açsam ne yapsam...

# Çikolata Föndü sen bir mucizesin.

# Avrupa kara teslim bizde ki bu bahar havası nedir çok pis gelecek kış birden ne olduğunu anlamayacağız demedi demeyin.

# Ünlülerin dikkat çekmemek için taktıkları güneş gözlüklerinin şu havalarda daha çok dikkat çektiğini farkettim. Son 3 günde güneş gözlüklü Kapalıçarşı'dan geçen 2 kişi biri Hande Ataizi biri Kenan İmirzalıoğlu takmasalar güneş gözlüğü cidden farketmezdim.

# Fırtına öncesi sessizlik mi bu durgunluk. Çok çılgın isimler geçiyor transfer için Haldun Üstünel korkutuyorsun bizi.

# Duş başlığının su parasını şişirmek amacıyla icat edildiğine inanıyorum artık. Hatta icat edenin İSKİ’den büyük paralar aldığı da komplo teorilerim arasında.

# Uzakdoğu insanları cidden belli bir süre yapılan gözlemden sonra birbirinden ayırt edilebiliyorlar. Korelisi,Çinlisi, Japonu hepsi belli ediyor kendini kendine has özellikleriyle.

# Fatih Terim Cem Arslan’a ne yapmış çok merak ediyorum. Adam resmen çekemiyor hiçbir başarısı yok dedi bugün radyoda.Türkiye’nin ilk defa Avrupa Şampiyonası’na katılmasını sağladığı Euro 96, Yarı Final oynattığı Euro 2008, 4 sene üstüste şampiyonluk, UEFA kupası, Milan kariyeri var mı bunlardan birini yaşamış bir Türk evladı daha bu topraklarda. Kendisine bir koli soda armağan edesim var.

11 Ocak 2010

Futbol 90 Dakika!




Bugün duyduğum enteresan olayı paylaşayım. Bu futbol denilen meret garip bir olay olduğunu kanıtladı bir kez daha bize. İki arkadaş iddaa oynuyorlar. Kuponlar aynı doğrultuda tek fark son maçlarda biri Angola-Mali maçına "0" (beraberlik) oynarken, diğeri Angola'nın galibiyetine veriyor.

Kuponlar yatırıldıktan sonra evli evine köylü köyüne dağılıyor. Olayı dış göz olarak iki taraflı olarak aktarıyorum bundan sonra. Tüm maçlar tutuyor iş Angola-Mali maçına kalıyor 2 kupondada. Angola'nın galibiyetine oynayan eleman maçı takip ediyor sonuna kadar ve 75. dakikaya kadar 4-0 Angola galibiyetiyle devam eden maçın 4-4 bitmesiyle kaçırdığı 200 küsür liraya yanıyor. Sabah beraberliğe oynayan arkadaşıyla karşılaşıyor. Ne ballı adamsın tutturdun kuponu götürdün parayı tarzı bir tepkiyle karşılaşınca makara yapma benle 4-4 bitti maç diyor yattı benim kupon parayı sen götürdün asıl diye cevap veriyor haliyle.

Beraberliğe oynayan elemanın şoku o anda başlıyor. Direk telefona sarılmasından ters giden birşeyler olduğunu hissettiriyor. Eve açılan telefonda çöpün kesinlikle atılmaması talimatının ardından eğer hala dökülmemiş ise küllükte 170 liranın yattığı anlatılıyor anneye aceleyle. Dakika 75'te skorun 4-0 olduğunu görüp beraberliğe oynadığı için kuponu buruşturup atmış meğer eleman. Neyseki yırtmadan buruşturup atmış ki kurtarmış kuponu. Boşuna demiyorlar futbol 90 dakika diye ne olursa olsun bekleyeceksin sonuna kadar, umudunu kaybetmeyeceksin.

Kiyak Kafa...

Gecen gun berbere gittim,hafiften uzayan saclara gerekli duzenlemeyi vermek icin.Oturduk koltuga,cay geldi,muhabbet basladi,surec devam etti.Operasyon sonrasinda gelen "Abi saca n'apalim,jole falan?" sorusuna "Geldigimde daginikti ya,aynen oyle yapiver sana zahmet" cevabini verdim.Saniyorum ki oyle yapacak hakikaten.Saci yikadi,once kuruttu,enterasan bir fon teknigi uyguladi,akabinde sac masasi isitildi,onla da degisik birseyler denedi.En sonunda "Sihatler olsun abi" diyip kalkmam icin koltugu cevirdiginde sacimin su hayattan bikmis olan emo insanlarinin tarzinda "dagitildigini" gordum."Patron sen n'aptin?" dedim,"Daginik biraktim abi,ehe ehe..." diye yanit verince cok da birsey soylemeden hayirli isler dileyip ayrildim dukkandan.Yolda yuruyorum,sanki basimin ustunde birseyler ucusuyor,tug gibi,pamuk gibi birseyler.Garip.Eve kendimi zor attim.Kapiyi acan annem kahkahayi basinca kendimi banyoya zor attim,saclari 1 saat icinde 3.kez yikadim ve aynada eski haline geldiklerini gorunce sapsal bir gulumse olustu suratimda.

Bu siralar yine hayattan bir elini etegini cekme,inzivaya cekilme durumlari hasil oldu bana,bilmem neden.Canim yine hicbirsey yapmak istemiyor,surekli bir sikilma hali soz konusu.Ise sabahin hakikaten korunde gidiyorum,oglen isim bitiyor,eve donuyorum,birkac saat uykuyla kendime geliyorum ya da oyle oldugunu saniyorum.Sonra internet,yemek ve bir sure Xbox'ta oyun oynama.O bile dogru durust degil.Onceden NFS oynarken arabalari delme-boyama-janjanli hale getirmek icin saatlerimi harcardim,hakikaten de guzel seyler cikardi ortaya.Simdi yine NFS oynuyorum.Birakin saatler harcayip modifikasyon yapmayi,arabanin rengini bile degistirmiyorum,canim istemiyor.Millet alli gullu arabalarla yarisiyor,bense fabrika cikis,neyse o moduyla.Bezginlik diz boyu.Bilen bilir,oyun soz konusu olunca gozum pek birsey gormez(di).

Tabii bu arada bir de tasinmayi bekleyen bir ev,paketlenmeyi bekleyen esyalar var.Sagolsun annem ben isten gelene kadar onlarla mesgul oluyor.Ben hicbirseye el surmuyorum ki en buyuk sikayeti bu yonde kendisinin.O olmasa hakikaten nasil tasinirdim ben diye dusunuyorum zaman zaman.Bu ruh hali sik sik musallat oluyor.Cozum mu?Yok,en azindan ben hala bulamadim.Bilmem,belki onu bulmaya bile useniyorum.Garip degil mi?Bence oyle.

Simdi yine dusunuyorum,kendi kendime soruyorum.O gun saclarimi oyle yapan berber acaba bendeki bu durumdan haberdar miydi da emo sekli yapti bana?Seni anca bu kurtarir,bundan sonra boyle olacaksin mi demeye calisti acaba?Bu bir isaret miydi acaba?

Bir de soyle birsey var.Bu yaziyi yazmaya usenmedigime gore,acaba bazi seyler duzeliyor mu?

Garip...

Salak salak dolanirken gelen duzenleme: Takima Ruud van Nistelroy,Pavlyuchenko falan gelecek diyorlar.Belki onlar yardimci olur bana.Gider karsilarim,ucagin kapisindan alirim,valla bak.

Sen Var Ya Sen #2

Shannyn Sossamon

09 Ocak 2010

Efsaneler #1

Matthew Le Tissier



Kendisi 1986-2002 yılları arasında Southampton forması giymiş, 444 maçta 162 gol atmış bir isim.

Pek çok ünlü kulüp peşinde koşmuş ama Azizleri asla terk etmemiş, bu yönüyle Premier Lig'in endüstrileştiği o yıllarda, herşeyi ve herkesi yutan bu akımın kurbanı olmamıştır.

Fakat bu adamı yazmamın asıl sebebi bu değil. Çünkü bir futbolcunun bir kulüpte çok oynaması, çok gol atması eğer kriter olsaydı bunun üzerine ayrı bir blog bile yazılabilirdi.

Bu adamın özelliği güzel gol atması. Hem de çok güzel. Sanki 'atarsam güzel gol atarım' tarzında bir felsefe yapmış kendisine.






Şimdilerde ise Manş Denizinde bulunan ve İngiliz Federasyonuna bağlı Guernsey FA'in başkanlığını yapmakta olan ağabeyinin yanında o bölgenin futbolu için çalışmaktaymış.*

Guernsey ile ilgili de bir yazı yazmak gerek, Matt le Tissier 'ın araştırmasını yaparken bunu gördüm.

Çünkü bölge, Fransız-İngiliz karışımı toplumsal bir yapıda ve gördüğüm kadarıyla epey çekişmeli maçlara ev sahipliği yapan adalardan oluşuyor. Keşfedilmemiş futbol toprakları..

*http://www.thisisguernsey.com/2008/06/21/le-gods-big-brother-takes-on-top-job/